4 Aralık 2014 Perşembe

Mekanik Kalp | Mathias Malzieu | Kitap Yorumu


    Mekanik Kalp okuduğum en ilginç kitaplardandı. Kitapla ilgili beklentilerim nedensiz bir biçimde oldukça fazlaydı. Beklediğimden oldukça farklı bir kitaptı. Ama kesinlikle kötü olduğunu söyleyemem. Sadece... Farklıydı. Betimlemeler öyle ilginç bir biçimde tuhaftı. Akla gelmeyecek biçimde tasvirler yer alıyordu. Konu itibariyle zaten çok farklı.

   Jack Dünyanın en soğuk gününde kalbi donmuş bir biçimde doğmuştur. Jack'i doğurtan doktor-büyücü kalbinin atmasına yardımcı olmak için mekanik bir saat yerleştirmiştir. Ayarlarının hassaslığı nedeniyle heyecanlanmamalı, öfkelenmemeli ve en önemlisi aşık olmamalıdır.
   Fakat Jack 10 yaşına geldiğinde şehre iner ve orada şarkı söyleyen küçük bir sokak şarkıcısına aşık olur. Daha sonrasında ise küçük şarkıcısını bulmak için Endülüs'e doğru yola çıkar.
  Animasyonu da varmış. Henüz izlememiş olsam da oldukça güzel gözüküyor. Sizce?

   Dediğim gibi tasvirler çok farklı ve bir o kadar da içtendi. Ama herkesin beğeneceği bir kitap değil. Daha ziyade belli bir kesime hitap edecek bir kitap.

   
      "Ben kesinlikle büyük bir aşk engelliyim ve kader, kalbim tam da sizi gördüğümde hissettiğim duygusal depremi kaldıracak durumda değil, ama işte sizin için direniyor."
                                                                                                                         Mekanik Kalp syf. 59


2 Aralık 2014 Salı

Tatlı SIR / Jamie McGuire = Kitap Yorumu



     Tatlı Bela, Ayaklı Bela'dan sonra Jamie McGuire sevdiğim yazarlar arasında yer aldı. Bu yüzden Tatlı Bela çıkar çıkmaz aldım. Hatta konusunu bile elime ulaştıktan sonra inceledim. Tatlı Sır Travis'in kardeşi Trenton'un hikayesini anlatıyor.

     Trenton ve Cami'nin hikayesini okurken paraler olarak Travis ve Abby'den haberler almak çok hoşuma gitti. Hata ara ara 'Vay bee. Biz Travis'i okurken Trenton neler yapıyormuş. 'dediğim bile oldu.

     Fakat Jamie McGuire'nin en sevmediğim yanı kadın karakterin tek tip olması. Providence'in Jared'iyle Tatlı Bela'dan Travis oldukça farklı karakterler. Ama gelin görün ki. Abby, Cami ve Nina oldukça benzer karakterler. Sevsem sorun yok. Ama bu tip bir karakteri ne yazık ki sevemiyorum. Cami'yi de sevmedim. Ve yine şöyle birşey var ki erkek aşırı aşık olur. Kız ise hep kaçar. Daha uzak kalır. Bazı yazarlarlar bu şekilde yazar ama rahatsız etmez. Fakat Jamie'de beni çok rahatsız ediyor.

    Kitabın sonunda kadar Cami'nin söylemediği sırrın bu kadar büyütülmeyecek bir şey olduğunu düşünmüştüm. Ama sonu cidden şaşırttı beklemediğim bir şeydi.

    Camille arkadaşı Reagen ile yaşayan barda çalışan bir üniversite öğrencisidir. Bir de T.J. adında bir erkek arkadaşı vardır. Fakat T.J. işi nedeniyle California'dadır. Cami, TJ'in onu 2. planda tutmasına karşı içten içe mutsuzdur. Fakat dışarıya vurmamaya çalışıyordur. Bir gün hayatına bir Maddox girer. Cami ilk başta istemez ama Trenton vazgeçmez. "Çünkü bir Maddox erkeği aşık olduğunda bu sonsuza dek sürer."

    Dediğim gibi Cami'yi sevmedim. Trenton'ı zaten sevmemek mümkün değil.
Doğrusu bir Tatlı Bela tadı vermedi ama kesinlikle kötü demek değil. Ayrıca bu güzel kapak için Yabancı Yayınları'na teşekkürü borç bilirim.

KVBT 2.Tur 5.Gün | Uyuyan Güller | RaShelle Workman | Yurtdışı Kapakları

   

     Uyuyan Güller turumuzun 5. ve son gününden herkese merhaba! Bugün kitabın diğer kapaklarıyla tanışacağız. İlk olarak şu an ülkemizde olan kapak Yanda gördüğünüz kapak. Kapağa baktığınızda adeta bir romantik kitap gibi görünsede pek ilgisi yok. Kitap kapaklarının içeriğini yansıtması benim için oldukça önemli. Bu yüzden ne yazık ki pek hoşuma gitmedi. Ancak ülkemizde ilk basıldığı
kapak bu değil. İşte sağda ilk basım kapak. Keşke bu şekilde kalsaymış. İçeriğini daha iyi yansıtıyor.














Eveeet. Kitabın Türkiye'deki durumu böyle peki yabancı ülkelerde kapak durumları nasıl? Aslında genel olarak benzer kapaklar kullanılmış. Ufak farklılıklar var.








               







     

      Göründüğü gibi genel olarak benzer kitap kapakları kullanılmış. Zaten belirgin bir fark sadece son resimde diyebiliriz.




       Eğer hala katılmadıysanız çekiliş için son zamanlar. Acele etmenizi öneririm. Tık tık!

29 Kasım 2014 Cumartesi

KVBT 2.Tur 2.Gün | Uyuyan Güller | RaShelle Workman | Yorum ve Alıntılar


     Uyuyan Güller'in 2.gününden herkese merhabalar. İlk olarak şunu söylemeliyim ki kitabı büyük bir merak içinde okumayı beklesem de beklentilerim çok fazla değildi. Peki beklentilerimi karşıladı mı? Fazlasıyla. RaShelle Workman'ın okuduğum ilk kitabıydı. Fakat son olmamasını diliyorum. Gerçi Türkçe'ye çevrilen zaten 2 kitabı var.

     Doğrusu neden bahsetsem bilemiyorum öyle şaşkın bir haldeyim ki. İsterseniz kısaca konusundan bahsedeyim. 
      Sophie, Dave adındabir adamla tanışır ve çok kısa zaman içinde evlenirler. Fakat evlendikleri günden itibaren Dave tamamen başka birine dönüşür. Ona göre Sophia ondan habersiz hiçbir yere gidemez. Adımını dahi atamaz. Sophie bundan hoşlanmasa da çok büyütmez. Fakat Dave'i bir kadınla bastığında daha fazla dayanamaz ve boşanmaya karar verir. Fakat psikopat Dave bunu bu kadar kolay kılmamakta kararlıdır.
 
       Buraya kadar oldukça normal. Tamam belki çok sık rastladığımız bir konu değil fakat aşırı şaşırtıcı da değil. Peki ya sonrası? Tüm kitap normal geçerken özellikle son 100 sayfaya doğru inanılmaz biçimde tuhaflaşıyor. Workman öyle bir şaşırtma yapmış ki kitap bittiğinde birkaç dakika boyunda olduğum yerde kalakaldım. 
Kitabın türüne baktığımızda Gerilim-Heyecan türü olarak karşımıza çıkıyor. İlk başta şaşırdım çünkü lütfen bir bakın bu kapağı gördüğünüzde aklınıza gerilim romanı olacağı geliyor mu? Evet kesinlikle benim de gelmedi. Fakat okurken zaman zaman ürpermeme engel olamadım.

     Bir miktar yazım hatası vardı. Fakat kesinlikle okumaya değer bir kitaptı. Kesinlikle hakettiğinden daha fazla değer görmesi gereken bir kitap. 

     Ahh... Yine çok konuştum. Neyse bu turda bana düşen görev alıntılar oldu. İşte alıntılarla başbaşa bırakayım.






Yüz yüze gelebilmek amacıyla kafasını hafifçe kaldırmaya çalışırken,dudakları dudaklarına değiverdi. Niyeti bu değildi ama çekmedi dudaklarını. İçinden onu öpmek istediği geçti. Artık bunu onu gördüğü günden beri arzulamakta olduğunu farkına varmıştı. 

-------------------

Sophie bir an kendini yaz mevsimi sonlarında kalçalarına kadar buğday başaklarının ortasında dikilmiş, böceklerin cırıltılarını ve kuşların şen şakrak şarkılarını dinlerken hayal etti. Kocaman kırmızı boyalı samanlığın arkasında, küçük ama ilerlemiş sonbahar mevsimine rağmen hala çağıldayarak akan bir dere vardı. Bunların hepsini bir arada düşündüğünde, sanki daha evvel düşlerinde görmüşçesine kendisinin ne kadar büyüleyici geldiğini fark etti. 

-------------------

Mutluluğu bir anda ruhunun ta derinliklerine işleyip, kalan bir çöküntü ve hüzne dönüşüvermişti. Bu uzantıları yüreğini ve yaşamındaki diğer herşeyi kıskıvrak baskı altında tutan o küt, düğüm halindeki acı hala yerinde duruyordu.

--------------------

Hayrandı ona. Hiç şüphe yoktu ki, inanılmaz derecede yakışıklıydı. O biçimli suratı ve ışıldayan gülümsemesi yüreğini bir anda pırpır ettirdi, yerinden hoplattı ve aralarındaki o uzaklığa karşın, bir şekilde çılgına döndürdü.

---------------------

Phillip'ten gelen sevgi dalgalarıyla o anda başa çıkamayacak durumda olduğundan ,bakışlarını ondan ayırdı. Bu öyle bir sevgiydi ki, anne ve babası dışında,bunu kimsede hissetmemişti. Ona karşı olan duygularını bir türlü yaşama geçirememiş olduğunu düşündü.

---------------------

Sophie delikanlının başını aşağı doğru çekerek onu dudaklarından öperken, içi sevgiyle doldu ve bütün bedenini uzayıp giden bir haz kapladı. Mutluluk içinde onu gerçekten seviyor olduğunun farkına vardı.

Ters köşe yapmasıyla benim için tam puanı hakeden bir kitaptı.

Uyuyan Güller, 1'i facebook sayfamızdan diğer ikisi ise rafflecoopter üzerinden olmak üzere 3 kişiye çekilişle hediye. Facebook için buradan, Rafflecoopter içinse aşağıdan çekilişe katılabilirsiniz.

                                        a Rafflecopter giveaway



25 Kasım 2014 Salı

Şahmelek /Merve Akıncı

                                       " Sana aşık olacağım... Sen beni sevmek zorunda değilsin. 
                                                            Ama ben senin  olacağım..."

Merhaba!! Az önce gerçekten güzel bir kitap bitmiş bulunmakta. Wattpad kullananlar orada görmüş olabilirler. Özellikle bu dönemler Wattpad hikayeleri sık sık kitap olarak yayınlanmakta. Şahmelek Wattpad'den okuduğum bir kitap değildi.  Geçen postumda yazdığım KitapSihirbazı'nın 9.90 kampanyasından aldığım bir kitaptı. Özellikle kapağına vuruldum. Gerçekten güzel bir kapağı var.

Kitaba gelirsek İde yani başkarakter kızımız dik başlı, inatçı bir kızdır. Ailesi kızkardeşi Sıla'nın tedavisi için Amerika'ya giderler. İde ise bir tanıdıklarının çalıştığı villada kalmaya başlar. Tabi evin oğlu Aslan da vardır. Aslan soğuk, ilgisiz tavırlarıyla İde'yi kendine aşık etmeyi başarır. İde ise bu soğuk adamın kalbindeki buzları eritmeye çalışır.

 Öncelikle kitabın arka konusunu okumanızı tavsiye etmem. Özellikle son paragrafta inanılmaz bir spoiler yiyorsunuz. Klişeler vardı doğal olarak. Hatta artık bazı şeylere klişe gözüyle bile bakmıyorum çünkü olması gereken şeyler. Kitap şaşırtacak süprizlerle dolu değildi ama gerçekten okuması çok zevkliydi.

  Özellikle ilk sayfalar ara ara kitabı yüzüme kapatıp sırıtmama engel olamadığım da doğrudur.
  Kitap boyunca çok güzel alıntılar sayfaları dolduruyor.

“Çalıyordum çünkü piyano benim yalnızlığımın sesiydi. Bir imdat çağrısı... Bu... Sesimi duyurabilmenin bir yoluydu benim için. Haykırışlarımdı. Ve sen..Sen beni duydun. Çaldığım her notanın altında yatan o umut edişi hissettin. Bir tek sen..."
                                        

"Nasıl kazandın biliyor musun? İşte buradan gelen koku yüzünden kazandın. Dikkatimi dağıttın küçük kız... Zaferini nilüfer çiçeği ve yasemine borçlusun."




 

19 Kasım 2014 Çarşamba

Cehennem Taşı /Elle Jasper

Merhabaa!!! Nasılsınız? Hayır cidden soruyorum hayat nasıl gidiyor. Aşağı yorum bırakabilirsiniz. Valla benim bu aralar süper. Sanırım yazıya girişimden de anlamışsınızdır. İlk sınavlar bitti ve 15-20 gün gibi bir aralığım var gerçi okul falan hala çok boş olmasam da sınav derdi birkaç haftalığına yok. Neyse gelelim kitabımıza

    Cehennem Taşı uzun zamandır okumadığım yaratıklarla ilgili. Vampirler... Evet bir ara çok moda olduysa da şu anda piyasadan çekilme kararı aldılar sanıyorum. Şu sıralar daha çok melekler, uzaylılar ve bad boylar moda oldu.
    Her vampir kitabını Alacakaranlık'la bağdaştıran biri değilimdir pek karşılaştırmasını da yapmam ancak bu kitap ciddi manada Alacakaranlık'ı çağrıştırdı. Halbuki karakterler vs. çok farklı. Ama sanki yazarın esin kaynağı oymuş ve farklılık katmak için karakterlerini yeniden yaratmış gibi geldi. Konudan bahsederken sanırım benzerlikleri farkedersiniz.

    Riley harika bir dövme sanatçısıdır. Bir gün kardeşi bir vampir tarikatı tarafından ele geçirilir. Riley kardeşini kurtarmak için Dupre ailesiyle işbirliği kurar. Tabii yakışıklı vampirimiz Eli Dupre'dir. Ancak Riley'nin kanı farklıdır. Bu da diğer vampirler için ziyafet demek.
Sanırım benzerliği az çok anlamışsınızdır. Kitapda bazı sahnelerin zorlama olduğunu hissetsem de okunabilecek hoş bir macera.

   Yazarın dili hafif, akıcı. Özellikle okuduğum bu yoğun zamanlarda beni yormadı. Kısa zamanda da bitti. Hatta serini  2.  ve 3. kitapları bile çıkmış. Karanlığın Ateşi ve Kana Susamış. Bir an önce alıp okumak istesem de ne zaman sıra gelir hiç bilemiyorum.

  Neyse yine çok konuştum. Sonraki yazımda tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.

17 Kasım 2014 Pazartesi

Kitap Yorumu: GOLEM VE CİN// Helene Wecker

 

Golem ve Cin... Dün bitirdiğim ve etkisinden çıkamadığım bir kitaptı.D&R'ın 9.90 indirimini bilirsiniz işte taa o zaman almıştım hatta onu almak için başka bir kitaptan vazgeçmek zorunda kalmıştım. Ama iyi ki de almışım. Öyle güzel bir hikaye okudum kiUzun süre etkisinden çıkamayacak gibi görünüyor. Tuhaftı. Alıştığımız kitapların aksine çok farklı bir havası vardı. Birde neden bilmem ama sanki yaşanmış şeyler anlatılmış gibiydi. Farkındayım oldukça komik bir durum.
Kitap oldukça kalın ve hızlı ilerleyen bir kitap değil. Kesinlikle sabırlı bir olmalısınız. Gerçi bende sabırın S'si bile yoktur ama ben bile bayıldım. Kitabı okumaya başladığımda golemin ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Tamamiyle bu kitap sayesinde öğrendim. 

     Golemler Yahudi mitolojisinde sahibini korumak için çeşitli malzemelerden (kil, odun, demir) yapılan yaratıklar. Bu varlıklar genelde aptal ve kaba kuvvet işlerine yarayan varlıklar. (Tabii kitabımızdaki golem özel sipariş üzerine yapılıyor ve oldukça zeki.) Sanırım cinleri bilmeyen yoktur. Görünmezdirler, ateştendirler vs. 

     Aslında bahsetmek istemiyordum ama konusunu kısaca bir özet geçmek gerek. Golem sahibine gelin olması için yapılmıştır. Sahibiyle (Ki kendisi sandıkta henüz canlanmadı) New York'a giderken sahibi Golemi canlandırır ve 5-6 dakika sonrasında ölür. Dünya hakkında hiçbir şey bilmeyen golem sahibinin ölümüyle yalnız kalır. 
    Cin ise 1000 yıldır bir ibrikte hapis kalmıştır. Oraya nasıl gittiğine dair pek bir şey hatırlamaz. 

     Kitap ciddi manada çok yavaş ilerleyen bir kitap. Uzun sayfalar boyunca pek fazla olay olmadan onların dünyaya adaptasyon sürecini inceliyoruz. Fakat okuduğunuz her sayfasına değiyor. Üstelik yazarın ilk kitabıymış çok şaşırdım çünkü dili çok akıcıydı.
     Fakat tahminimce herkesin seveceği bir kitap değil. Çünkü tarzı çok farklı. İlginç bir konusu var. Sevginin kıvılcımlarını barındıran bir kitap. Eğer seveceğinizi düşünüyorsanız gerçekten okumanız gereken bir kitap. Fakat ciddi bir tavsiye vereyim. Sakın yoğun döneminize denk getirmeyin. Zira benim sınav dönemime denk geldi ve beni bitirdi. Daha boş zamanınızı tercih edebilirsiniz. 

   Spoiler vermemek adına biraz yüzeysel bir yorum oldu. Fakat gerçekten bir şans vermeniz gerek...

13 Kasım 2014 Perşembe

TÜYAP Ganimetleri & Kitap Sihirbazı Alışverişi




Merhabaaaaaa!!!! Haaarika bir post olacak bu.  Tüyap'tan harika kitaplar aldım. Sınav haftasına denk geldiği için biraz zorlandım ama tabii ki gitmekten vazgeçemedim. Pazar günü gittim. Tüyap'da gerçekten güzel indirimlere denk geldim. Geçen seneye göre çok daha iyiydi.
İçeri girer girmez gözüm Dex standını aradı. Her yıl yaptıkları harika indirimler beni çok memnun ediyor. Aslında sonlara doğru tekrar uğrayacaktım fakat o yorgunlukla tamamiyle aklımdan çıkmış.
                                                     

                                                          İşteee harika Dex'lerim!!


 

Parodi Yayınları'nın tüm kitapları 10 liraydı. Bende D&R fırsatında kaçırdığım Nefes Serisi'ni alıverdim.  Çürük ve Harabe ise bir anda aldığım bir kitap oldu.


Asi Melekler ve Sıcak Bedenler Doğan Kitap standında sadece 5 liraya aldığım kitaplardı. Zaten listemde vardı ama bu kadar uygun beklemiyordum. Sağ alttaki ise Agatha Christie'den Ölüm Çığlığı. Sahaflarda buldum. Ciltli olmasına baaayyıldımm!!



İşte özellikle pazar günü gitme sebebim Tess Gerritsen'den imza almaktı. O kadar sıra vardı ki yalnızca 2 kitap imzatabildik.





Vee son olarak Kitap Sihirbazı'ndan aldıklarım.Tüyap'tan birkaç gün sonra aldım. Bugün elime geçtiler. Pek çok kitap 9.90. Hala devam ediyor. Bir göz atın derim.

İştee bu kadaarr! Birde Kuşatma Ve Fırtına vardı fakat resimlere eklemeyi unutmuşum.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere...













Kitap/Yazar İsimlerinin Baş Harfleriyle Blog/Blogger İsmi

Selam! Bu harika etkinliğe beni mimleyen Kitap Kurdunun Düşünceleri'ne çook teşekkür ederim. Oldukça basit bir mim. Kitap isimleriyle kendinizin ya da blogunuzun ismini yazıyorsunuz. İşte aşağıda!


Senden Önce Ben
İşaret
Natasha Boyd
Esaret
Melek

Bende bu etkinliğe Cemre Ne Okuyor? ve Üşengeç Kızın Kitaplığı'nı etiketliyorum.



26 Ekim 2014 Pazar

DART ÖDÜLÜ !!!!


Sevgili Naz'lı Kitaplık, Fuşyamsı Düşünceler, Kitap Karavanı ve Kitaplarım ve Ben blogları beni bu ödüle layık görmüşler. Kendilerine buradan çok teşekkür ediyorum. Bu ödül bloggerların birbirlerine verdikleri bir ödül.

Bu ödülü almanın bazı şartları var. Bunlar:
* Ödülün fotoğrafını yayınlamak.
*Size ödül veren blogun bağlantısını eklemek
*15 bloga bu ödülü dağıtmak
Şimdi gelgelelim benim ödülü verdiğim bloglara maalesef tanıdığım çoğu blogger yaptığı için zor oldu

Kitap Tanrıçası
Kronik Okur
Kitaptan Bayan
Geveze Kitap Kurdu
Bir Kitap Delisinin Günlüğü
Üşengeç Kızın Kitaplığı
Mavi'nin Kitapları
Büyülü Ayraç
Kitap Okuyan Solucan
Kitap Avcısı
Kitapperest Dünya'm
Kitap Tiryakisi
Aynı Kitabın Altında
Cemre Ne Okuyor?
Dracula's House


Yorum: Aşka Var Mısın? (Eversea #1)

   
   
                                           Aşk Hayattaki En Büyük Risktir.
       Owww! Yine çok geçe gelen bir yorum. Günlerdir aklımda ama üşengeçliğim tuttu. En sonunda hafta sonunu fırsat bilip oturdum bilgisayar başına. Herkesin bayıldığı bir kitap. Ee dolayısıyla benimde çok merak ettiğim bir kitap. Test kitabı bilmem ne derken araya kaynatıp aldım kitabı. Bu aralar kitap almama izin yok da.(Malum sıra sıra okunmamış kitap)

     Bu aralar bu tarz kitaplarla doldu her yer. Bir aralar vampirler çok meşhurdu ya şimdi Bad Boy'lar harika erkekler aldı onların yerini. Bu da o tarz bir kitaptı bu yüzden ilk başlarda tereddüt etsem de. Okumaya başladığımda o tereddütün yerini kocaman bir sırıtma aldı. Kitap genel olarak sıradan bir konuya sahip. Ultra süper bir oğlan ve sıradan kasabalı kız.
 
     Jack Eversea kadınların ayılığı bayıldığı süper yakışıklı bir aktör. Bir gün adı bir skandala karışıyor ve kayıplara karışıyor. Jack bir kasabaya geliyor ve burada asıl kızımız Keri Ann'le tanışıyor. Tabi arkadaşça başlayan ilişki sonralarda başka şeylere dönüşüyor.

    Keri Ann... Harikasın. Sevdim bu kızı. Ağzına geleni söyleyebilen bir kız. Bu da biz okuyucuların yüzüne sırıtış yerleştirdi.
     Kaplumbağalar kitapta ufak ve önemsiz bir yere sahip.

    Kitapta herşey dozunda kullanılmıştı. Aşk, arkadaşlık, cinsellik... Bu da kitabı güzel yapan etmenlerdendi. Yazarın dili çok farklı değildi. Ama sıkıcı da değildi. Akıcı, hoştu. Ama o sondaki klişe neydi yaa!! Ben bile yemem o yalanı. Hani her kitabın sonunda bir engel çıkıverir. Onu aşarlarsa mutlu olurlar falan ya hah işte yazar o engeli bulma işini aceleye getirmiş gibiydi. Ama onun haricinde vakit geçirebilmek için okuya bileceğiniz hoş bir kitaptı. Hele o kapak yok mu? Vuruldum. 2.kitabını heyecanla bekliyorum. Bu arada 2.kitabın adı 'Forever Jack'  Woohoo Yabancı yayınlarına teşekkür ediyorum ve yazımı sonlandırıyorum.

18 Ekim 2014 Cumartesi

KVBT 1.Tur 5.Gün | Tutku Çemberi Paula Quinn | Yorum ve Kitabı Sevmek İçin 5 Neden


 O her kadının hayaliydi… Esmer, yakışıklı ve 'Tutkulu' lakabına sahip Lord Brand Risande, baştan çıkarıcılığın vücut bulmuş haliydi. 

Ama savaş alanı ve yatak odasındaki hünerinin altında çok acı bir sır vardı: kalbini mühürleyen ihanet. Herkese korku salan bu şövalye, savaşta kazandığı toprakların başına geçmek üzere yola çıktığında en heybetli düşmanıyla karşı karşıya geleceğinin farkında bile değildi.

…Fakat yalnızca bir kadının kaderiydi. Leydi Brynnafar Dumont halkını korumak için her şeyi yapmaya kararlıydı… Buna babasını yenen vahşiyi baştan çıkarmak da dahil. Soğukkanlı bir canavar beklerken, onun yüzüne bile bakmayan son derece çekici bir erkekle karşılaşacaktı. Tüm masumiyetine rağmen, mücadeleye değecek tek savaşta Lord Brand'i yenmek için tüm cazibesini kullanmak zorundaydı…
Aşk savaşında… 


Sayfa Sayısı: 365

Baskı Yılı: 2014

Yayınevi: Epsilon Yayınları
Çeviren: Nergis Karababa  
Orijinal Adı: Lord Of Desire 
Seri Adı: The Risande Family 
Seri Sırası: 1/3 
Goodreads Puanı: 3.96/5

TUR TAKVİMİ





Turumuzun 5. Ve son gününden herkese merhaba! Fuşyamsı Düşünceler, Naz’lı Kitaplık ve Kitap


Kurdunun Düşünceleri ile blog tur yapmaya karar verdiğimizi söylemiştim. İlk destekçimiz de EpsilonYayınlarıydı. Böylece ilk tur kitabımız belirlendi. Tutku Çemberi. Historical romance türünde okuduğum ilk kitaptı. Bu türde okuduğum ilk kitabın Judith McNaught veya Julie Garwood olmasını bekliyordum. Malum ikisi de türünde ün salmış yazarlar. Fakat blog turu sayesinde  ilk  kitap  Tutku  Çemberi  oldu. Iyi mi oldu? Harika oldu. Harika bir roman okudum.

Çekiliş için buradan

       Kitap 1000’li yılların başında geçiyor. Brynna  kendisi  baş  karakterimiz  oluyor-  bir  araba yolculuğunda yol  ağaç  devrilmesi  üzerine arabadan inerek ormanda bir gezintiye çıkıyor.  Brand’le karşılaşması da bu sırada oluyor. Gerçi tam bir karşılaşma diyemeyiz. Çok romantik bir karşılaşma değil. Çünkü ilk görüşte tutulduğu adamın periler kadar güzel sarışın bir kadınla sevişmesine tanıklık 
ediyor. 
  
Aradan biraz zaman geçiyor ve Brynna’nın babası -ki kendisi Yenilmez Richard lakabıyla anılıyor-bir savaşta yenilerek kalesini kaybediyor. Brynna evinden ayrılmak istemiyor. Sonunda Brynna ve babasını yenen kişiyle evlenmeleri kararlaştırılıyor. Veeee Süprizzzz Kim dersiniz? Tabii ki kitabın 
başında karşılaştıkları kişi. Lord Brand. İlk başta istemese de o da kabul ediyor. 
 Brynna, Colette’in ihanetiyle kalbi donmuş bu adamı tekrar kazanmak için elinden geleni yapıyor. 
Tabii bu pek kolay görünmüyor.


  Kitabımız 3 kitaplık bir serinin ilk kitabı. Yazarın dili oldukça akıcıydı. Sayfalar hızla ilerledi. Brynna’nın güçlü bir karakter olması hoşuma gitti. Brandon inanılmaz. Brynna ve Brandon atışmaları başlı başına harika. Dük William çok komik. Bu arada Dük William. Brandon’un en yakın arkadaşı. 

  Sadece beni rahatsız eden birkaç olay vardı. Brandon’un bazı hareketleri rahatsız ediciydi. O 
olaylarda Brynna sonuna kadar haklıydı. Ama çabuk teslim oldu diyelim. 

   Kitapta bir miktar cinsellik var. Hoşlanmayanların temkinli olmasını öneririm.
Gelgelelim blog tur için bana düşen göreve
  
     KİTABI SEVMEK İÇİN 5 NEDEN

1)Bryanna'nın Cesur Bir Karakter Olması
Evet. Pek çok kişi cesur karakterleri sever. Bende aynen öyleyim. Bryanna'da kitabın pek çok yerinde tavrını belli etti. Bir amacı vardı ve kitap boyunca da rotasından şaşmadı. Ha amacına ulaştı mı? Kitapta öğreneceğiz. Ayrıca halkının yanında kalabilmek için hiç tanımadığı yabancı bir adamla evlenmeyi kabul etti. Bunu kaç kişi yapabilir orası şüpheli.

2)Brand ve Bryanna Atışmaları
Eğer yer yer gülebileceğiniz bir kitap arıyorsanız bu kitap sizin için. Brand ve Bryanna atışmaları çok iyiydi. İkisi de inatçı karakterler ve ikisi de sözünü esirgemiyor. Bu yüzden bu kısımları yüzümde koca bir sırıtışla okudum.

3)Kitabı Her Karakterin Gözünden Görebilmemiz
Kitabı her karakter tarafından okuyabiliyoruz. Brand, Bryanna, William, Richard ve hatta bazı yerlerde Bryanna'nın hizmetçisi Alison. 

4)Etkileyici Yan Karakterler (Özellikle William)
Kitapta yan karakterler farklı dünyadanmış gibi değil. Yani olay tamamen Brand ve Bryanna etrafında dönmüyor. Tamam belki birazcık. Ama yeri geldiğinde yan karakterler kitapta etkileyici oluyorlar. Yazar bunun dengesini iyi kurmuş. Ve evet özellikle William dedim. Çünkü William'a bayıldım. İlk kez bir yan karakteri bu kadar sevdim. Sağı solu belli olmayan bir karakter.

5)Yazarın Dili
Sanırım buna pek birşey söylemeye gerek yok. Yazarı dili akıcı. Nasıl ilerlediğini fark edemiyorsunuz.


*Bonus
  Kitap kurtlarının en büyük korkusu. Kitap kenarlarının çantada kıvrılma korkusu. Ben bu korkuyla kaç kez kitabı çantama koymaktan vazgeçtim. Ama kitabı gönül rahatlığıyla çantanıza koyabilirsiniz. Fazla hırpalanmadığı sürece kenarları kıvrılmayacaktır.


Katkılarından dolayı Epsilan Yayınları'na tekrar teşekkür ederiz. 








16 Ekim 2014 Perşembe

MİM: Biraz Müzik Biraz Ben...

Bu etkinliğe mimlediği için Naz'lı Kitaplık'a çok teşekkür ederim.  Kısa kesiyorum.


1)Müzik denildiğinde akla gelen ilk kelime?
Müzik denildiğinede aklıma ilk olarak dans geliyor. Benim için dans ve müzik iç içe geçmiş. Dans müziğin görsel hali benim için.

2)Hiç müzikten bıktığınız oldu mu? Veya dinlemeye ara verdiğiniz?
Hayır olmadı. Olmasın. Olacağını da sanmıyorum.

3)Hayatınız boyunca hayran olduğunuz bir ses sanatçısı oldu mu? Posterlerini odanız astığınız fan dediğimiz türden yani?
Evet KARA ve SNSD'i çok severdim. Gerçi hala seviyorum ama maalesef KARA biraz dağılmış vaziyette. Benim sevdiğim KARA şimdiki değil. Bu gruğlara sevgim de fan derecesinde değil. Sadece seviyorum diyelim. 

4)Kitap okurken müzik dinler misiniz?
Pek sık değil. Kitabı sessizlikte okumayı daha çok seviyorum. Ama gürülülü bir ortamdaysam. Gürültü yerine kulaklıklarımı takabiliyorum. 

5)Çok klasik ama sormak istiyorum. Sizin türünüz hangisi?
Bunun cevabı Naz'la biraz benzer olacak. Kafama göre takılırım. Rock, Pop, Slow...

6)Asla dinlemem dediğiniz bir tarz var mı?
Arabesk. Üzgünüm bana uymayan bir tarz. Her türün kalitelisini dinleyebilirim ama arabesk. Hayır. Almayayım.

7)Size bir şarkıcı olmak isterseniz kim olmak istersiniz desem?
Hmm... Hiçbiri? Şarkıcıların özel hayatlarını pek takip etmem. Bu yüzden kim ne yaşamış pek bilmem.

8)İmkanınız olsa ülkemizde müzikle ilgili neyi değiştirmek isterdiniz?
Ben şarkıların bir hikayeyi anlatmasını seviyorum. Türkçe şarkıların pek azında bu var. Sanırım bunu değiştirebilirim.

9)Bu şarkı benim dediğiniz bir şarkı var mı?
Evet var! Ama söylemem. Çünkü dediğim gibi benim şarkım.

10)TV'lerde yayınlanan Talk Show'lar hakkında ne düşünüyorsunuz? Özellikle sunucusunun ses sanatçısı olduğu programalrdan bahsediyorum.
Televizyonla pek alakam yoktur. Televizyon konusunda asosyalim diyelim.

11)Kim şarkı söylemesin sorusuna vereceğiniz ilk isim kim olur?
Ben? Evet şarkıları ben söylememeliyim. Soruda ünlü sorulmadığı için bu soruya kendimi örnek gösteriyorum. 

Bende Kitap TiryakisiKitap Tanrıçası ve tabii ki yapmak isteyen herkesi mimliyorum.

9 Ekim 2014 Perşembe

Asi 1 Kitap Yorumu ve Harika Bir Haber

   Merhabaaa!!!Bu postu hem bir kitabı yorumlamak hem de harika bir haber vermek için yazıyorum. İlk olarak harika haberden başlıyorum. Artık bir blog tura dahilimmmm!!! Evet benim için harika bir olay. Naz'lı Kitaplık, Kitap Kurdunun Düşünceleri ve Fuşyamsı Düşünceler bloglarının sahipler Naz, Mercan ve Ayşegül ile birlikte bir blog tur kurduk. Hatta ilk blog turumuzu bile aldık. Bizi bloglarımızdan veya facebook sayfamızdan takip edebilirsiniz. Buyrun Kitap Vampirleri ile Blog Turları.
   
 




      Evet bu kadar sevinç gösterisi yeter şimdi kitaba geçiyoruz. Baştan uyarayım kafam çok dağınık konudan konuya tlayabilirm. Asi uzun zamandır kitaplığımda olna bir kitap. Artemis'in 3. kitabı çıkarmasını bekliyordum. Ancak 2. kitabın 2011'de basıldığını fark edince okumaya başladım. Umarım bu seri de Ürperti olayına dönmez. (Ürperti serinin ilk kitabı diğer kitapları 5-6 senedir çıkmıyor.) Gerçi Ürpertinin haklarının satıldığını duydum ancak emin değilim.

 
       Kitap kapağından da anlaşılacağı üzere meleklerle ilgili. Baş karakter- Aaron Corbet bir nefilim. (Eğer hayatınızda bir kere olsun meleklerle ilgili bir kitap okuduysanız terimleri biliyorsunuzdur.) Yani bir yarı melek. Aynı zamanda düşen melekleri ki aynı zamanda cennetten kovulanları affetme yetkisine sahip. Birde Güçler var. Bunlar nefilimleri Yaratıcı'ya küfür olarak algılıyorlar ve nefilimleri öldürmeyi görev edinmişler. Kitap genel olarak bunun üzerine işliyor. Okumya başladığımda kitap hakkında en ufak bilgiye bile sahip değildim bu yüzden ilk sayfalar oldukça karmaşık gelsede ilerledikçe iyice içine aldı. Kitapta en sevdiğim karakter Gabriel'dı.-Hani köpek olan- Serinin ilk iki kitabı pek çok yerde 4.90 kaçırmayın derim.

      Biraz yüzeysel bir yorum oldu ama idare edin zira kafam fena dağınık. sonraki postta görüşmek üzere.


6 Ekim 2014 Pazartesi

Etkinlik// Book Challenge Tag


Selam millet!!! Bayram nasıl geçiyor. Harçlıklar toplandı mı? Özellikle İstanbul'da yaşayanlar fuara saklasın harçlıkları.

Sevgili Naz'lı Kitaplık ve Kitap Karavanı beni etiketlemiş. Hemde oldukça zor bir Tag'a. Haydi başlayalım.

1)İlk Hayranlığım: Bu soruya çoğu kişi çocukken okuduğu kitapları örnek vermiş. Açıkçası çocukken de bolca okurdum. Ancak o kitaplar beni hiç kesmezdi. İlk hayranlık olarak Alacakaranlık Serisi'ni gösteririm. Küçük yaşta okudum ama filmi de kitabı da bende hayranlık uyandırmıştı. Ama illa çocuk kitabı olarak örnek ver derseniz Son Çiçek kitabı neden bilmem ama bu kitap bende farklı hisler uyandırıyor.





2)Favori Serim:Hmm... Cidden çok sevdiğim seriler var. Sonunda Melek Serisi'nde karar kıldım. Tabii en büyük etken Alex'ti o ayrı. Bence oldukça farklı bir konusu vardı. Meleklere ilk kez farklı bir açıdan bakmamı sağladı. Evet seçimim Melek Serisi.









3)Favori Kitabım: Hayıııırr!!! İşte bu olmadı. Nasıl seçeyim en sevdiğim kitabı? Onların hepsi canlarım. Ama illa seçeceksem Çalıkuşu. 2013 yapımından bahsetmiyorum. Kitap olan Çalıkuşu. 2013 yapımı dizi olarak güzel lakin keşke Çalıkuşunu Çalıkuşu olarak bıraksalarmış. Veya bağımsız olarak yayınlansaymış. Çalıkuşu. Benim en sevdiğim kitap. Nedenine hiç geçmeyelim çünkü sayfalarca bitmez.







4)Favori Erkek Karakterim: Yine mi? Hemen hemen tüm erkek karakterleri yazarlar özene bezene yaratsa da yine Melek'ten Alex başkadır. Soruyu okuduğumda aklıma gelen ilk erkek karakter oldu. Yerine göre davranan yeri geldiğinde sert, yeri geldiğinde kontrollü, yeri gelince romantik olan harika bir karakterdi bence. Anlatmak tekrar okumak istememe sebep oldu. Sıradaki!!!!
(Not: Yurtdışı kapağıdır.)







5)Favori Bayan Karakterim:Göçebe'den Göçer. Cidden zor şeyler başardı. Çok sevdiğim gir karakter.






6)Favori Okuma Saatim:Bana göre cevaplaması en kolay soru. Tabii ki gece. Herkes sessiz. Hayalet kasabalar gibi. Sokak lambasının ışığıyla. Mükemmel.








Şimdi en zor kısma geldik. 20 kişi etiketlemem gerekiyor. Gerçi 20 kişi olmayabilir. Olabildikçe çok kişiyi etiketleyeceğim.

Kitap Okuyan Solucan
Kitap Dedikodusu
Okuma Köşem
Fighting!!!
Kitap Tutkusu
Mavi'nin Kitapları
Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
Kitap Sayfaları
Kitap Delisi
Kitap Avcısı
Hayallerimde Saklı Gerçekler
Büyülü Ayraç
Geveze Kitap Kurdu

Ve tabii ki yapmak isteyen herkesi etiketliyorum. Dediğim gibi 20 kişi olmadı. Ben geç kaldığım için çoğu kişi etkinliği yapmış.

Sonraki postta görüşmek üzere.