30 Ağustos 2014 Cumartesi

Aynı Yıldızın Altında // Geç Okunan Kitap

    

       Şu anda muhtemelen şaşırmış bir halde 'Sen hala Aynı Yıldızın Altında'yı okumadın mı?' diyorsunuz. Kesinlikle haklısınız.  İsmi çok sık anılan kitapları okumada tereddüt yaşarım. Çünkü böylesine iddialı yorumlar kitaptan beklentilerimi yükseltir. Yükselttikçe de beğenmeme endişem artar. Ancak böylesine güzel bir kitabı bu kadar geciktirdiğim için oldukça pişmanım. Ancak okuduğum içinde bir hayli mutluyum. 

       İsmi çok sık anılan kitapları okumada tereddüt yaşarım. Çünkü böylesine iddialı yorumlar kitaptan beklentilerimi yükseltir. Yükselttikçe de beğenmeme endişem artar.

       Aslında kitabın yorumunu yapıp yapmama konusunda Biraz tereddüt yaşasam da bitirdiğimde yapmaya karar vermiştim. Aynı Yıldızın Altında bana derin nefesler aldıran ve her nefesimin kıymetini anlamama yardımcı olan bir kitap. Tıpkı Alaska'nın Peşinde gibi tek günde biten bir kitap oldu. Yazıyı fazla uzatmak istemiyorum. Zaten oldukça geç okunmuş yorumu bir hayli geçe kalmış bir kitap oldu. 

                                                  Acı Hissedilmeyi talep eder.

24 Ağustos 2014 Pazar

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git// Susanna Tamaro

   

      
   Merhabaaa!!! Uzun zaman aradan bloga dönüş postu gibi olacak bu post. Malum tatil, kum, güneş derken kitap okumaya ne zamanım kalıyor ne de isteğim. En sonunda dedim ‘Oku artık!’ Pek okuyasım da olmadığından ince bir kitap kaptım raftan. Yüreğinin Götürdüğü Yere Git.





    Can Yayınlarından çıkan bu 158 sayfalık kitap kısacık bir zamanda bitiyor. Sizi geçmişe götürerek o anları yaşatıyor. Bu arada Can Yayınları kitabın kapağını yenilemiş. İşte yeni kapak.





        
    




                                                               Bayıldım.

    

     Yüreğinin Götürdüğü Yer Git, 80 yaşındaki bir kadının Amerika’daki torununa yazdığı ancak hiç göndermediği mektuplarından oluşuyor. Normalde bu tarz pek okumam ancak kitap çok sürükleyiciydi. Bazı yerleri Jojo Moyes’un Sevgilimden Son Mektup romanına benzettim. Aynı zamanda Yüreğinin Götürdüğü Yere Git'in devamı da varmış. Yüreğimin Sesini Dinle. İlk alışverişimde sepetteki yeri alacak.


  


        Annem kitap okuyan biri değildir. Ancak yoğun ısrarlarım sonucunda başladı.



        Şimdilik beğendini söylüyor ama hadi bakalım. (Amacım annemi de bir kitap kurdu yaparak kitap alışverişlerimin limitini arttırmak Niyahahaha) Neyse efendim eğer okumadıysanız biran önce okumanız gereken kısacık bir kitap.
        




                                      







6 Ağustos 2014 Çarşamba

HALE (Hale Serisi #1) Alexandra Adornetto

          

    
     Hale’yi pek çok kişi gibi bende kapağına bakarak aldım diyebilirim. Melekler, fantastik türünde oldukça sık rastladığımız bir konu. Ayrıca severek okuduğum konular arasında. Bende buna dayanarak Hale Üçlemesi’nin 3 kitabını da almıştım. Aradan uzun bir zaman geçti ve sonunda okumaya karar verdim.
   
          
    Kapağından başlarsak kapak son derece hoş. Sarı tonları hakim ve Bethany ile Xavier’ın resmi koyulmuş. Kitap kapaklarında karakterlerin yüzlerinin görünmesi hiç hoşuma gitmez fakat kapakta yüzleri görünmeyecek şekilde gölgelenmiş. Görünen kısmıyla da kitapla uyumlu olarak Xavier’ın alnına düşen saçlarını görüyoruz. Orjinal kapak kullanılmış. Tabii Birde Pegasus Yayınları’nın kalitesi var. Çantanıza güvenerek koyabilirsiniz. Kenerlarında kıvrılma olması çok uzak bir ihtimal. Pegasus yine kalitesini göstermiş.

   
          Kitabın kendisine gelecek olursak ise beklentilerimi karşılamadığını söyleyebilirim. Belki kapağın güzelliği beklentilerimi yükseltmiş olabilir orasını bilemeyeceğim. Yazar yaşı nedeniyle çok fazla eleştiri görmüş. Bunu sonradan öğrendim. Fakat gerçekten betimlemeler öylesine sıradan, aşk cümleleri öyle banaldi ki gözlerimi sık sık devirdim. Ki her şeye göz deviren biri değilimdir. Üstelik bütün kitap boyunca Bethany’nin Xavier’ı ne kadar sevdiğini anlatıyor. Eee bu zaten aşk kitabı diyebilirsiniz fakat sürekli aynı cümleler kullanılıyor. “Xavier evim gibi.”, “Onun rahatlatıcı kolları.”, “Yakışıklı yüzü.” Sürekli buna benzeyen cümleler arasında dönüyor kurgu. Hatta bir ara Xavier'ın Bethany'i kullandığını bile düşündüm.

        Kısaca konusu Bethany, Gabriel ve Ivy Venüs Koyu’nu korumak için yeryüzüne gönderilmiş melekler. Bethany yeni okulunda okul takım kaptanı Xavier’a aşık oluyor. Sonra okula başka gizemli bir çocuk geliyor falan filan sıradan hikaye işte.
   
        Bethany’nin ağlak bir karakter olmasından hiç hoşlanmadım. Zayıf karakterlerden hiç haz edemem. Çok güçlü olsun demiyorum. Ama her şeyde ağlamak zorunda mı? Ayrıca kurgu son derece basit. Kitabı okurken başından sonuna neler olacağını tahmin edebiliyorsunuz.

    Yazıma bir göz attığımda kitabı çok yerdiğimi fark ettim. Meğer içim ne doluymuş. Ama tabii güzel yerleri de vardı. Örneğin Bethany’nin dünyadaki ilk zamanlarında hiçbir şeyi bilmemesine çok güldüm. Ayrıca Molly’nin Gabriell’ı tavlama numaraları komikti.

    Yazar hakkında kısmında yazarın iflah olmaz bir kitap alıcısı olduğu yazıyor. Raflar yetmediği için yerlere kuleler halinde diziyormuş. Sanırım bu nedenle yazara içim ısındı, bir anda kaynayıverdim.
   
    Eğer diğer iki kitabını okumamış olmasaydım. Belki diğer iki kitabı almazdım. (Belki de alırdım. Belli olmaz.)Fakat üçünü bir aldığım için okumalıyım.


    Uzun bir yazı oldu. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Seriyi okudunuz mu? Görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim. 

Puan vermede çok tereddüt ettim.