6 Ağustos 2014 Çarşamba

HALE (Hale Serisi #1) Alexandra Adornetto

          

    
     Hale’yi pek çok kişi gibi bende kapağına bakarak aldım diyebilirim. Melekler, fantastik türünde oldukça sık rastladığımız bir konu. Ayrıca severek okuduğum konular arasında. Bende buna dayanarak Hale Üçlemesi’nin 3 kitabını da almıştım. Aradan uzun bir zaman geçti ve sonunda okumaya karar verdim.
   
          
    Kapağından başlarsak kapak son derece hoş. Sarı tonları hakim ve Bethany ile Xavier’ın resmi koyulmuş. Kitap kapaklarında karakterlerin yüzlerinin görünmesi hiç hoşuma gitmez fakat kapakta yüzleri görünmeyecek şekilde gölgelenmiş. Görünen kısmıyla da kitapla uyumlu olarak Xavier’ın alnına düşen saçlarını görüyoruz. Orjinal kapak kullanılmış. Tabii Birde Pegasus Yayınları’nın kalitesi var. Çantanıza güvenerek koyabilirsiniz. Kenerlarında kıvrılma olması çok uzak bir ihtimal. Pegasus yine kalitesini göstermiş.

   
          Kitabın kendisine gelecek olursak ise beklentilerimi karşılamadığını söyleyebilirim. Belki kapağın güzelliği beklentilerimi yükseltmiş olabilir orasını bilemeyeceğim. Yazar yaşı nedeniyle çok fazla eleştiri görmüş. Bunu sonradan öğrendim. Fakat gerçekten betimlemeler öylesine sıradan, aşk cümleleri öyle banaldi ki gözlerimi sık sık devirdim. Ki her şeye göz deviren biri değilimdir. Üstelik bütün kitap boyunca Bethany’nin Xavier’ı ne kadar sevdiğini anlatıyor. Eee bu zaten aşk kitabı diyebilirsiniz fakat sürekli aynı cümleler kullanılıyor. “Xavier evim gibi.”, “Onun rahatlatıcı kolları.”, “Yakışıklı yüzü.” Sürekli buna benzeyen cümleler arasında dönüyor kurgu. Hatta bir ara Xavier'ın Bethany'i kullandığını bile düşündüm.

        Kısaca konusu Bethany, Gabriel ve Ivy Venüs Koyu’nu korumak için yeryüzüne gönderilmiş melekler. Bethany yeni okulunda okul takım kaptanı Xavier’a aşık oluyor. Sonra okula başka gizemli bir çocuk geliyor falan filan sıradan hikaye işte.
   
        Bethany’nin ağlak bir karakter olmasından hiç hoşlanmadım. Zayıf karakterlerden hiç haz edemem. Çok güçlü olsun demiyorum. Ama her şeyde ağlamak zorunda mı? Ayrıca kurgu son derece basit. Kitabı okurken başından sonuna neler olacağını tahmin edebiliyorsunuz.

    Yazıma bir göz attığımda kitabı çok yerdiğimi fark ettim. Meğer içim ne doluymuş. Ama tabii güzel yerleri de vardı. Örneğin Bethany’nin dünyadaki ilk zamanlarında hiçbir şeyi bilmemesine çok güldüm. Ayrıca Molly’nin Gabriell’ı tavlama numaraları komikti.

    Yazar hakkında kısmında yazarın iflah olmaz bir kitap alıcısı olduğu yazıyor. Raflar yetmediği için yerlere kuleler halinde diziyormuş. Sanırım bu nedenle yazara içim ısındı, bir anda kaynayıverdim.
   
    Eğer diğer iki kitabını okumamış olmasaydım. Belki diğer iki kitabı almazdım. (Belki de alırdım. Belli olmaz.)Fakat üçünü bir aldığım için okumalıyım.


    Uzun bir yazı oldu. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Seriyi okudunuz mu? Görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim. 

Puan vermede çok tereddüt ettim.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder