2 Haziran 2015 Salı

Vazgeçtim - Kahraman Tazeoğlu | Kitap Yorumu

  
   Uzuuuun bir aradan sonra tekrardan merhaba! Bu uzun arada pek çok kitap okudum tabii ama kimi zaman yoğunluktan kimi zaman da üşengeçliğimden yorum giremedim. Bu uzun arayı da Kahraman Tazeoğlu'ndan Vazgeçtim'le bozuyorum.

    Kahraman Tazeoğlu'nun okuduğum ilk kitabıydı. Doğrusu beklentilerim çok yüksekti zira kitapları uzun süre çok satanlarda yer almıştı. Fakat ' Vazgeçtim ' beklentilerimi tam anlamıyla karşılamadı. Kitabın dili çok akıcı ve yalın. Kalın da olmadığı için bir çırpıda bitiveriyor. Benim hoşlanmadığım asıl kısım konusuydu. Fazla sıradan bir konusu vardı. Neler olacağını fazlasıyla tahmin edebiliyorsunuz. Hani kısa hikayeler olur ya böyle aşkla alakalı biraz hüzünlü hikayeler. İşte o hikayelerin uzunlaştırılmış hali gibiydi. İsterseniz kısaca konusundan bahsedeyim.

    Mehmet'in ailesinin maddi  durumları oldukça iyidir. Mehmet'in babası tesadüf eseri Feza'nın babasıyla tanışır ve ona iş imkanı falan sağlar. Bu şekilde iki aile birbirlerine çok yakın olurlar. Mehmet ve Feza çok yakın büyürler.  Mehmet büyüdüğünde Almanya'ya babasının işlerini yönetmeye gider. Fakat belli bir süre sonra babasının ölüm haberiyle Türkiye'ye geri dönmek zorunda kalır. Tabii uzun süredir görmediği Feza'yı bıraktığı gibi bulamaz. Büyümüş ve çok güzel bir genç kız olmuştur. Mehmet Feza'ya yüreğini kaptırır ve bunu ona söylemeye karar verir. Tabii bilmediği şey Feza'nın zaten sevdiği biri olmasıdır.  Koray...

    Tabii her hikayede olduğu gibi bu aşkta kolayca bitmeyecek çeşitli sınavlara tabii olacaktır.
Dediğim gibi çok yaratıcı bir konusu yok. Özellikle bir kısım -okuyanlar anlayacaktır- ciddi manada fazlasıyla klişeydi. Ancak çok kısa bir sürede biten bir kitaptı. Güzel zaman geçirmek için okunabilecek hoş bir kitaptı.

Çook güzel alıntılar vardı kitapta. İşte birkaç alıntı;

" İnsanlar kendine benzemeyenleri sevmez."

"Bir gün çekip gitmeyeceğini garanti altına aldıktan sonra herkes sever ama emniyet kemerli aşklar gerçek aşklar olamazlar."

"Oysa ben, senin kıvılcımlarınla içimdeki karanlık yolları keşfe çıkmıştım; bir yangınmışsın sen, içimi yaktığımla kaldım... İşin kötü yanı, ben sana senin yangın olduğunu bilmeden geldim; daha da kötü yanıysa bunu bilseydim de yine gelirdim."

"Ölüm acısı gibisin... Sanki bir ölüm acısı çekiyorum. Bilirsin, ölüm acısı kalanların yaşadığı bir acıdır, ölenlerin değil."

2 yorum: