29 Temmuz 2015 Çarşamba

Karanlık Zihinler - Alexandra Bracken | Kitap Yorumu



 
En karanlık zihinler, en beklenmedik yüzlerin arkasında gizlenme eğilimindedirler.
   Syf.534

    Aman Allah'ım! Bu kitap muhteşemdi! Cidden uzun zamandır okuduğum en iyi distopyalardan biriydi. Aslında daha erken bitmesini bekliyordum ancak biraz uzadı. Bu kitaba bayılanlar olduğu gibi 'şu kadar sayfası çok sıkıcıydı' diyenler de var. Hatta readingslumpa soktuğunu söyleyenler bile var. Ancak ben kitabı ilk sayfadan itibaren çok sevdim.

   Günümüzün ilerisinde geçen bu distopik dünya IAAN adlı bir salgının dünyaya yayılmasıyla başlıyor. Bu salgın sadece çocuklara etkiliyor ve çocukların büyük bir kısmı ölüyor. Kalan kısımsa bir takım değişimlere uğruyorlar. Bu nedenle de yetişkinler kalan çocuklardan korkuyor.

   Devlet bu sebeple bu çocukları - Psi diyorlar- rehabilitasyon kamlarına götürüyor. Tabii bunlar sözde rehabilitasyon kampları. Halka çocukların tedavi edildikleri ve özel programlara tabi tutuldukları söyleniyor fakat gerçek bambaşka... Çocuklar bu kamplarda pek de insani olmayan şartlarda tutuyorlar. Konuşmak yasak, dokunmak yasak, YETENEKLERİNİ KULLANMAK YASAK!
   En kötü kısımsa bu çocuklar bu kamplara AİLELERİ tarafından yollanıyor. Ruby'de onlardan biri.

   Birde bu çocukların -Psiler- yetenekleri 5 farklı şekilde sınıflandırılıyor. Birde bu yeteneklere renkler verilmiş.
 
Yeşiller:  Yüksek zeka
Maviler: Telekinezi
Sarılar: Elektrik kontrolü
Turuncular: Akıl kontrolü
Kırmızılar: Ateş kontrolü

   Kampa ilk geldiklerinde çocukların hangi gruptan oldukları belirleniyor. Bu sırada sarılar, turuncular ve kırmızılara çok kötü davranıldığını, elleri kelepçeli, gezdiklerini görünce Ruby çok korkar ve güçlerini kullanarak test yapan kişini zihniyle oynayarak yeşillerin arasında yer edinir.

   Zaman zaman Ruby'e kızdım. Ama o Liam... Liam'ı ilk olaya dahil olduğu andan beri sevdim. Chubs ise ayrı bir komediydi.
Hele o son yok muydu bee... İnanılmaz... Bir an evvel Buz Kapanı'nı almam gerekiyor. Hem de acilen!!

"Özellikle dehşet ve çaresizlik gibi güçlü duygular, mekanda öyle bir iz bırakır ki o hemen hisseder. Sanki karanlık, tek parmağını uzatmış çenemin altını okşuyor; kulağıma, ona doğru eğilip sırlarını öğrenmemi fısıldıyordu."                                          
                                                                                                                             Syf. 271



25 Temmuz 2015 Cumartesi

Kağıttan Kentler - John Green | Kitap Yorumu



 

    Kağıttan Kentler!!! Okumak için aklımda olan ama çok uzattığım kitap. Herşeyi sürekli ertelediğimden annemin benim için sıkça kullandığı bir söz vardır. Burada söylemek istemiyorum ama yumurtalarla ilgili bir söz.

    Filmi 24 Temmuzda çıktığını öğrenince hemen Kitapyurdu'ndan sipariş verdim ve salı günü elimdeydi. O birkaç gün içinde okudum ve filmini izledikten sonra yorumunu girmeye karar verdim.

    Klasik John Green üslubuyla yazılmış bir kitaptı. gerçekten akıcı, eğlenceli ve farklı karakterlerden oluşuyordu.
Kağıttan Kentler'i okumaya başladığımda konusu hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Ve tahminlerimden çook daha farklı bir kitapla karşılaştım. Bu demek değil ki beklentilerimi karşılamadı. Aksine oldukça hoştu. Sadece düşündüğüm gibi değildi işte...

Sonu beni pek tatmin etmedi. Biraz aç bıraktı.
Güldüğüm kısımlar da oldu. Genel olarak sevdim bu kitabı.

                                                         (İşte bazı yurtdışı kapakları)

    

    Filmine çok değinmek istemiyorum. Hala 'kitabı filminden daha iyidir.' kuralı geçerliliğini koruyor. Ancak fena bir uyarlama değildi. Tabii bazı kısımlar çıkarılmış ve değiştirilmiş ancak bu zaten beklenilen bir durum. Özellikle market sahnesinde eğer haberiniz yoksa çok şaşıracağınız bir şey olacak. Bu küçük jest çok hoşuma gitti. Salondakiler de sevmiş olacak ki şaşkınlık nidaları yükseldi.

 

Ölümün Soğuk Nefesi | Christina Henry - Kitap Yorumu



    Merhaba! Ölümün Soğuk Nefesi pek adı duyulmayan bir serinin ilk kitabı. Tabii adı duyulmaması gayet normal çünkü hem Tual Yayınları pek tanıdık bir yayınevi değil, hem de popüler olacak seviyede bir kitap değil.
alışveriş merkezlerindeki indirim sepetini bilirsiniz. Oradan aldığım bir kitaptı. Çok kötüydü diyemesem de keşke bunun yerine başka bir kitap alsaydım.

    Maddy 30'larında evinde Beezle denilen çirkin bir yaratıkla yaşayan bir kadındır. Tabii sıradan bir kadın değil. O bir Ajan'dır. Yani pek çok yerde gördüğümüz tanımıyla Azrail. Tabii sadece onlardan biri. Onun gibi yüzlerce Ajan daha var. Anneside bir Ajandır fakat küçükken annesi öldürülmüştür. Bir gün aşağı dairesini kiraya verecektir ve gelen kiracı tahmin ettiği gibi biri değildir. Daha sonrasında çeşitli olaylar olur. Peki bunlar gelen kiracıyla bağlantılı mıdır?

    Cavap tahmin edeceğiniz üzere evet! (Merak etmeyin pek spoiler sayılmaz.) Tabii başka etkenler de vardır.

    Aslında dil olarak akıcıydı. Ancak olaylar ve gidişat oldukça klişeydi.
Gabriel ve Maddy'nin arasındakiler çok hızlı gelişti bence. Sanıyorum ki kitabımızın yakışıklı adamıyla, baş karakter kadın arasında bir etkileşim gerçekleşeceği spoiler kategorisine girmiyor.
Kitapta en sevdiğim kişi Beezle'dı.

   Genel olarak şaşırtacak hiç bir şey yoktu. Fazla kitap okuyan biri için olayların gidişatı hemen tahmin edilebilecek seviyedeydi.

   En kötü kısımsa bu serinin 2.kitabını da almış bulunmam. Yerine başka bir kitap alsaydım daha iyi olurdu.

 

 

14 Temmuz 2015 Salı

Kurtlara Söyle Eve Döndüm - Carol Rifka Brunt | Kitap Yorumu



    Mükemmel bir kitabı bitirmiş bulunmaktayım. Uzun zamandır okumak istediklerim arasındaydı ve rafımdan bana bakıyordu. Tuhaf bir biçimde hem beklentilerim yüksekti. Hem de hayal kırıklığına uğrayacak bir his vardı içimde.

   Ama harikaydı. Yani bu kitabı başka hangi kelimelerle anlatabileceğimden emin değilim. Kitap pek çok kişi için ağır denilecek bir şekilde ilerliyor. Bu nedenle bazıları sıkılabilir. Ancak o ağırlığın ayrı bir güzelliği vardı.

  


    Kurtlara Söyle Eve Döndüm aşkı o her filmde ve kitapta gördüğümüz klasik tariflerden alarak bambaşka bir boyuta sokuyor.

   Bazıları bu kitabı bu kadar etkileyici bulmayabilir. Abartıldığını, abarttığımı, düşünebilir. Ancak bence abartılı betimlemelerden uzak olup insanı derinden etkileyen bir romandı.
   Bazı kişiler June'un dayısına karşı duyduğu hisleri yanlış bulabilir. Ancak bence bu klasik bir aşk tarifi değildi. Aşkın farklı bir boyutunu gösteriyor.
 

  Bu yazıyı fazla uzatmak ve her kitaba yaptığım gibi konusundan bahsetmek istemiyorum. Sadece hayatın içindeki fark etmediğimiz şeyleri fark etmemizi sağlayan muhteşem bir kitap olduğunu bilmelisiniz.

  

10 Temmuz 2015 Cuma

Yanılmak Güzeldir- Wendelin Van Draanen |Kitap Yorumu



 

 
    Yanılmak Güzeldir çok uzun zamandır elimde olan ancak bir türlü okumaya fırsat bulamadığım bir kitaptı. Her yeni bir kitap seçmeye gidişimde başka bir kitap alıyordum ancak gözüm bu kitabın üzerinde de dolanmıyor değildi. Sonunda ne olduysa artık Yanılmak Güzeldir'i raftan aldım ve okumaya başladım.

   İlk sayfalarda yazar hakkında olan bölümde çocuk kitabı yazdığı belirtilmişti. Bunu okuyunca biraz çekinsem de beklentilerimi az tutmaya çalışarak başladım kitaba. Ve bitirdiğimde bayılmıştım.

   2 anlatıcılı aşk hikayemiz 50'lerin sonları 60'ların başları arasında geçiyor.
Julie, mahallelerine yeni taşınan Bryce'a ilk gördüğü anda aşık olur. Julie mahallenin deli kızı olduğundan sürekli Bryce'ın peşindedir. Her yerde onu izler.
   Bryce ise ilk gördüğü anda Julie'nin bir başbelası olduğunu anlar. Zamanla Julie, Bryce'ı hayalindeki gibi bir olmadığını anlamaya başlar. Bryce ise Julie'nin çok daha fazlası olduğunu.

   Öyle aman aman olaylı falan bir şeyler beklemeyin. Ama bu kitap sadece bir aşk kitabından fazlasıydı bana göre.

"Dünyanın tepesinde rüzgarın dokunuşlarını hissetmek, sanki güzelliğin sizi kalbinizden öpmesi gibi."


"Üzücü bir gerçek varsa o da pek çok insanın çok geç olana kadar parlayan her şeyin altın olduğunu zannetmesi."



  

















    Yanılmak Güzeldir'in birde filmi var. Türkçeye İlk Aşk olarak geçmiş. Ve kitabıyla birebir aynı. Cidden çok çok az bir fark vardı.
Ancak benim en çok dikkatimi çeken Bryce kitapta mavi gözlü olarak betimlenirken filmde kahverengiydi.

  Filmi olduğundan uzun zamandır haberim vardı ancak kitabından sonra izlemeye kararlıydım. Birebir çevirdikleri için başarılı bir aktarım olmuş ancak her zamanki gibi kitabı bir başkaydı.

 


9 Temmuz 2015 Perşembe

Benimle Kal | Nefes Serisi 2.Kitap - Rebecca Donovan | Kitap Yorumu

 
"Hayatın anlamını istediğin kadar sorgulayabilirsin, ama şunu bil ki benim anlamım sensin."

    Kitap fuarından Nefes Serisi'nin 3 kitabını da birlikte almıştım. Seveceğimden emindim. Nitekim öyle de oldu.

    İlk kitap Tut Elimi'yi çok sevmiştim ve biraz ara verdikten sonra Benimle Kal'ı da okudum.
Konusuna girmeye çok gerek yok. Zaten ilk kitabın devamı. Bu yüzden de ilk kitabı okumayanlar için ufakcık minikcik spoilerler bulundurabilir benden söylemesi.

    Emma'nın hayatı kaldığı yerden devam ediyor. Bu kitapta Emma annesi Racher'ın yanına taşınır. İlk kitaptan Rachel'ın bir alkolik olduğunu biliyorduk. Bu kitapta bunu dibine kadar öğreniyor ve Emma'ya bir kez daha acıyoruz.

   Emma hakkında ne düşündüğümden tam olarak emin değilim. Yaşadıkları gerçekten çok zor şeyler. Gerçekten kimi zaman güçlü biri olduğunu düşünüyorum. Ama kimi zaman öyle aptalca şeyler yapıyor ki kitabı fırlatmak istiyorum. Tabii kitap sevgim buna el vermediğinden homurdanmakla yetiniyorum.
   Sürekli saçma sapan düşünceler içinde yok Evan'ı  hak etmiyorum, yok hiç doğmamalıydım falan filan... Bu tarz fikirler kitapalrda hoş olabiliyor ancak bir yere kadar.

   Kitap boyunca Emma'yı bir şekilde idare ettiysem de sonunda ciddi manada sövdüm. durduk yere iş çıkarıyor, Evanla olan ilişkilerine engel koyuyor.

   Evan. Evet Evan... Harika çocuğumuz. Pek çok kitabın aksine kötü çocuk havasında değil Evan. Son derece fazla arkadaşı olan, sporla ilgilenen, nazik, kibar, yakışıklı genç çocuğumuz. Evan'ı gerçekten seviyorum. Zaten bu özelliklere sahip olan herkes sevilir.

   Birde bu kitapta karşımıza çıkan Jonathan var. Rachel'ın yaşça küçük erkek arkadaşı. Olaylara dahil olduğu ilk anda bu kitaptaki rolünü çoktan anlamıştım. Bu konuda beni pek şaşırtmadı.

   Rachel ise sanırım kitaptaki en sevmediğim karakter oldu. Bir annenin -hatta anneyi bırakın normal bir insan bile- bu tarz şeyler yapması rahatsız ediciydi. Emma gerçekten iyi dayandı. Gerçi başka bir çaresi de yoktu zaten.

   Keşke Sara ve Evan'ın ağabeyi Jared'e daha fazla yer verilseydi.

    Yine araya sokacağım bir kaç kitabn ardından 3. kitap Aşk Yakar'ı okumaya başlayacağım.
Peki siz bu seriyi okudunuz mu? Yorum kısmına birkaç satır da siz yazmayı unutmayın. :)