28 Ağustos 2015 Cuma

KVBT 11.Tur 5.Gün | Hiç Hesapta Yokken- Sydney Landon | Karakter tanıtımı



Hiç Hesapta Yokken turumuzun son gününde karakterleri yakından tanıyacağız. Başlangıcı fazla uzatmadan başlayalım!

Suzy Denton: Tabii ki onunla başlayacağız. Hazırcevap, cesur giyimli, çatlak ve birazcık cadı karakterimiz. Her söylenene cevabı var. Danteller, deriler onun için yaratılmış. Ancak bu iddialı giyimi tamemen kendi için. Kitap boyunca zaman zaman yufka yüreğini de görüyoruz. Kendi ayaklarının üzerinde duran güçlü bir karakter.

Grayson Merimon: Yakışıklı, becerikli, maddi anlamda güçlü, nazik... Eh daha ne olsun? Şaka şaka Gray'de bunlardan çok daha fazalası var. Aslında kitaplarda sık sık karşılaştığımız karakterlerden. Ancak çoğu kitaptaki gibi -veya kardeşi Nick gibi- playboy bir tip değil. İlişkileri oluyor ve bitiyor. Ne istediğini -veya kimi- net olarak biliyor.

Nick Merimon: En sevdiğim karakter Nick'ti. Kitabın playboyu ve Gray'in erkek kardeşi. Komik bir karakter. Hem de cidden komik. Ne diyebilirim emin değilim. Kardeşine gerçekten önem veriyor. Beth'e de prenses demeye bayılıyor.

Beth Denton: Suzy'nin kız kardeşi ancak hiçbir şekilde ona benzemiyor. Geçmişte kilo problemleri yaşamış ancak şu an Suzy'yle aynı kiloda olarak bahsedilmiş. Güzel, ancak güzelliğinin farkında değil. Sürekli güzel olmadığını vurguluyor. Öyle ki Nick'in prenses demesini bile kasıtlı olarak denen bir ironi olarak görüyor. Sessiz, sakin ve sahne ışıklarını üzerine toplamaktan nefret ediyor.

Victoria Merimon: Gray'in annesi. Ancak anne olduğuna inanmak zor. Suzy'yle aralarında kişilik olarak inanılmaz bir benzerlik var. Çatlak, hazırcevap, giyimiyle cesur... Ve çok iyi bir anne. Çocuklarını kendi başlarına yetmeleri gerektiğine inandırarak yetiştirmiş. Bu nedenle evde 1 gün Nick ve Gray tüm aileye akşam yemeği hazırlarmış.

John Merimon: Gray ve Nick'in babası. İşte hırslı bir adama olsa da, eşinin yanında adeta bir kediye dönüşüyor.

Eğer hala çekilişe katılmadıysanız tıktık!!

25 Ağustos 2015 Salı

KVBT 11.Tur 2. Gün | Hiç Hesapta Yokken - Sydney Landon | Yorum



   Yepyeni turumuzdan herkese marhaba! Öncelikle Nemesin Yayınları'na katkılarından dolayı teşekkür ederek başlamak istiyorum.

  Hiç Hesapta Yokken konusuyla çok da farklı olamayan bir kitap. Olayın gidişatını baştan neredeyse baştan sona tahmin edebildim. Bu da benim için şaşırmaya yer bırakmadı. Ancak bu kitapta olay gidişatından çok karakterler önemliydi benim için. Ancak karakterleri şimdi değil 5. gündeki karakter tanıtımı görevimle yapacağım. Bu yüzden şimdilik karakterlerde derinlemesine inmeyeceğim.

   Her zamanki gibi kısaca konusundan bahsedeyim. Suzy, hayatı boyunca ailesinden sevgi görmemiş, yalnızca ihtiyaçları karşılanarak yaşamış biridir. Lise yıllarından beri birlikte olduğu sevgilisi Jeff'in onu aldattığını öğrendiğinde yıkılır ve kimseye güvenmeme kararı alır. Tabii şirketin yeni ortağı Gray olaya karıştığında sözünü ne kadar tutabilecektir?

  Gray, yaklaşık 1 yıldan beri Suzy'nin peşinden koşmaktadır. Gray'in deyişiyle Suzy'de saklamaya çalıştığı yumuşak, merhametli bir kadın vardır.

  Bana göre eğlenceli bir kitaptı akıcı ve komikti. Kısa sürede bitebilecek bir kitaptı.

  Özellikle konuşmalar çok komikti ve kitabı okurken sık sık kıkırdadığım doğrudur.

  Ara sıra gözüme batan bir şey vardı ki o da kitabın 3. kişi ağzından anlatılması. Genelde bu beni çok da rahatsız etmez ancak Hiç Hesapta Yokken keşke karakter ağzından anlatılsaydı. Birde erotik kısımlar. Gerçi çok fazla erotik sahne yoktu ancak olan kısımlar benim için detaylıydı. Aslında pek rahatsız olan biri değilim ancak nedenini bilmeden normalde kayıtsız kaldığım durumlar bu kitapta aktif oldu.

  Eğer bu aralar ağır kitaplar okuyorsanız araya koyabileceğiniz ve okurken eğleneceğiniz bir kitap.

  Kaç puan vereceğim konusunda çok kararsız kaldım ve ilk kez buçuklu puan kullandım.
 
1 kişiye facebook, bir kişiye rafflecopter olmak üzere 2 kişiye hediye edilecektir. Facebook çekilişi için tık tık.

16 Ağustos 2015 Pazar

KVBT 10.Tur 4.Gün | Sağdıç - J.L. Armentrout | Karakter Tanıtımı + Çekiliş


   Turumuzun son günüden herkese merhaba!
   Bugün kitabımızın karakterlerini daha yakından tanıyacağız. Fazla uzatmak istemiyorum. Hemen başlayalım:)
167 sayfalık mini mini bir kitap olduğu için karakterlerle etkileşime giremedim. Başkarakterleri de sevemedim ne yazık ki.

    Madison Daniels: Çocukluğundan beri Chase aşık. Yani aşkından kolay vazgeçmiyor. Tabii Chase Maddie'yi çoktan gözden çıkarınca Madison'da onu unutmayı denemiş, bunun için başka çocuklarla randevulara çıkmış fakat pek başarılı olamamış. Kolay tav oluyor. İnsan azıcık ağırdan alır. Kendisi ne yazık ki sevdiğim kadın karakterler arasına giremedi.

   Chase Gamble: Gamble kardeşlerin en çapkın ve en yaramazı. Babası gibi olmaktan çok korkuyor çünkü babası, annesine çok zor günler yaşatmış. Fakat hem babası gibi olmaktan korkarken hem de bu kadar çapkın olması biraz tuhaftı. Madison'u seviyor ancak onu çoktan gözden çıkarmış. Çünkü hem en yakın arkadaşının kız kardeşi, hem de onu incitmek istemiyor.

   Chad Gamble: Chase'in abilerinden biri. Aslında Gumble ailesinin en çapkını olmasına rağmen herkes Chase'i daha çapkın olarak biliyor. Zavallı Chase... Bu kitapta en sevdiğim karakter Chad'di sanırım. Chase'e verdiği tavsiyelerle ve kurduğu cümlelerle kalbimi kazanmayı başardı.

   Mitch Daniels: Kitapta ondan çok bahsedilmese de iyi biri olarak karşımıza çıkıyor. Madison'un mutlu olmasını istiyor ve bu konuda Chase'e de güveniyor. Madison ve Chase ikilisinin yakınlaşması da Mitch ve Lissa'nın düğünü sayesinde yakınlaşıyor. Eh... Düğünde keramet varmış.

   Lissa Daniels: Yine kitapta fazla yer verilmeyen bir karakter. Mitch'in müstakbel yeni karısı. Sarışın, güzel... Ben Lissa'yı sevdim. Neden bilemem ama kanım ısındı bu kıza.


  Bu karakterler haricinde Madison'un anne ve babası da çok hoş karakterlerdi. Annesinin, Chase ve Maddy'nin birlikte olmasını istemesi, babasının daha koruyucu olması kitaptaki hoş detaylardı.

Eğer Sağdıç çekilişimize katılmadıysanız acele edin ve buraya tıklayın.

14 Ağustos 2015 Cuma

KVBT 10.Tur 2. Gün| Sağdıç- Jennifer l. Armentrout | Yorum + Goodreads Yorumları + Çekiliş



Kitap Vampirleri'nin 10. turundan herkese merhaba!
Öncelikle desteklerinden dolayı DEX Yayınları'na teşekkür ediyoruz.
Sağdıç'ın turunu aldığımızı öğrendiğimde çok mutlu olmuştum ve beklentilerimi yükseltmiştim. Eh malum yazarı oldukça seviliyor...

Maddie çocukluğundan beri ağabeyinin en yakın arkadaşlarından olan Chase'e abayı yakmıştır. Fakat Chase Maddie'den hoşlansa da babası gibi biri olmak istememektedir.  Madison'u üzmekten de çok korkmaktadır. 
Yıllar önce yaşadıkları bir olay sonucunda ilişkileri kötüye gitmiş, araları açılmıştır. Fakat Maddie'nin ağabeyinin düğünü onları sağdıç ve nedime olarak bir araya getirecektir.

Çok büyük beklentilerle başlamıştım ancak ne yazık ki beklentilerimi karşılamadı. Kötü diyemem zaten 167 sayfalık incecik, birkaç saatte biten bir kitaptı. Ancak olayların gidişatı, yaşananlar çok tahmin edilesiydi. Hatta yer yer klişeye bile kaçtı.

Keşke yazar babası ve Chad hakkında biraz daha bilgi verseydi. Chad'i Chase'den daha çok sevdiğim doğrudur.

Eğer 'reading slump' gibi bir olaydaysanız sizi çıkaracak bir kitap. Okurken eğleneceksiniz. Ve eğer aşk kitaplarında klişeyi seviyorsanız kitaba bayılabilirsiniz bile.



İşte Goodreads yorumları (Bazı yorumlar kısaltıp, spoiler olabilecek kısımları çıkardım.)


Wow tam şu an azınlığın içindeyim ve bu hiç eğlenceli değil. Şunu söyleyeyim ben Jennifer'ın yazım tarzını özellikle Obsidiyen'i okurken eğleniyorum. Ayrıca ben şehvetli aşkları seviyorum.
Ancak ne yazık ki daha önce hepsini okumuş gibi hissettim.
 
 
 
 
 
 
 
   Ben sadece ilk yetişkin romanımı okudum ve bunu bilmiyordum. Tamam, kitabın adından bunu tahmin etmeliydim. Ama lütfen benim nedenlerim hakkında konuşmayalım, ben bu kitabı tartışmak istiyorum.
...
Okuduktan sonra gözlerim, yaşlarıyla doluydu. Tanrım, ne kadar bebekçe. Ama bayıldım. Hele son 10 sayfa  "Neler oluyor? Aman Tanrım o bir deli... Bitti mi? O yapmadı. Ama hayır, o da yapmadı. Huh, kafam karıştı."
 
 
 
 
 
 
 
Bu yazarı sevdim. Cesur...
 
 
 
 
 
 
 
5 koca yıldız =)
Sevgili bayan Armentrout,
Sen bir dahisin. Bu deli yeteneği değil de ne?!! Bu kitaba kesinlikle BAYILDIM BAYILDIM BAYILDIM. Umarım günümüz yetişkin kitapları yazmaya devam edersin. Çünkü bu göz kamaştırıcıydı.
 
 
 
Son olarak Vampirler sayfamızda Sağdıç 1 kişiye hediye. Çekilişe katılmak için buraya tıklayın.
 
 


11 Ağustos 2015 Salı

Buz Kapanı (Karanlık Zihinler #2) - Alexandra Bracken | Kitap Yorumu


Kabullen, Uyum Sağla, Harekete Geç...

   Buz Kapanı'nı, Karanlık Zihinler'in hemen ardından sipariş etmiştim ve kargom elime ulaşır ulaşmaz da okumaya başladım.

   İlk 100- 130 sayfasında olaylara girmekte çok zorlandım. 2 kez okuduğum kısımlar dahi oldu. Fakat bu kitaptan mı yoksa benden mi kaynaklı emin değilim. Neyse ki o sayfalar geride kaldığında inanılmaz büyük bir hevesle okudum. Karanlık Zihinler kadar güzeldi ve sonu da en az onun kadar merakta bırakarak bitti.
   Bu yazar kesinlikle meraktan öldürecek beni. Bir an önce 3. kitap çıksın lütfeeenn!!!

İlk kitabı okumayanlar için SPOİLER içerir!!!

     Bildiğiniz gibi Karanlık Zihinlerin sonunda Ruby, Liam'ın hafızasını silmek zorunda kalmıştı. (Her ne kadar Ruby'e kızsam da mecbur olduğunu biliyordum. Kendince haklıydı.) Buz Kapanı'nında Ruby Birlik'e katılır ve Cate, Ruby'i küçük bir grubun lideri yapar. Öyle ya da böyle diğer üyelerle idare etse de Vida tam bir baş belasıdır. Ruby'den adeta nefret eder ve her daim kavga için hazırda bekler. Gerçi Vida sadece Ruby'e değil herkese karşı kavga çıkarmayı seviyor.

   Birde Julie var. 15 yaşında olmasına rağmen davranışları 12-13 yaşlarını andırıyordu. Tabii yine de sevdiğim karakterler arasındaydı ancak yaşı büyük olmamasına rağmen yine de yaşına uygun davranmıyordu. Kendisi çabuk panikleyen, duygusal, duygularını uçlarda yaşayan bir karakter.

    Birlik'te geçen günlerden sonra Cole, IAAN'ın kaynağını içeren gizli bir bilgi olduğunu ancak flash içerisindeki dosyanın ufak bir karışıklık sonucunda Liam'da olduğunu Ruby' e anlatır. Hastalığın kaynağını bulmak için Ruby Birlik'ten kaçar.

Spoiler Sonu

    Daha fazlasını anlatmak istemiyorum çünkü eğer başlarsam durabileceğimi sanmıyorum ve eğer durmazsam çok büyük spoiler yiyebilirsiniz. O nedenle kitap içeriğini burada bırakıyorum.
Eğer bir distopya severseniz MUTLAKA okumalısınız. Çok büyük bir ihtimalle seveceksiniz.


7 Ağustos 2015 Cuma

Çöküş ve Yükseliş (Grisha #3) - Leigh Bardugo | Kitap Yorumu




     Grisha Serisi dün Çöküş ve Yükseliş'le birlikte bitmiş bulunmakta. Bu seri sevdiğim seriler arasında yer alıyor. Başta söyleyeyim ilk kitapları okumayanlar için yazım spoiler içerecektir.

     Bu serideki karakterleri fazla sevmiyorum. Ne Alina, ne Malyen ne de bir başkası. Tabii Karanlıklar Efendisi hariç. İlk kez bir seriyi okurken kötü tarafı tuttuğumu fark ettim.
Bu seride kitap boyunca kitabın sonunda yapılacak büyük olay için yapılan hazırlıkları okuyoruz. Ara ara heyecanı taze tutmak için olaylar olsa da genel olarak planlar, stratejiler ve hazırlıklar yer alıyor. Bu final kitabı da aynen böyleydi.

   Kuşatma ve Fırtına'da Deniz Kırbacı'nı yani 2. büyüteci Karanlıklar Efendisi'nin baskısı sayesinde bulan Malyen ve Alina, Çöküş ve Yükseliş'te 3. büyütecin, yani ateşkuşunun peşine düşer. Alina 3. büyüteci de bulduğunda gücünü kontrol edip edemeyeceğinden emin değildir ancak Karanlıklar Efendisi'ne karşı da tek şansı budur.

   Oldukça geniş bir karakter kadrosu olan üçlemenin final kitabı daha da artıyor. Ben bu yazarın dilini çok seviyorum. Belirli bir kalemi ve çizgisi var. Üstelik seri olarak harika kapakları var.

   Alina güçlü bir karakter ancak ne istediğini tam olarak bilmediğini düşünüyorum. Bir Malyen, bir Nikolai, bir Karanlıklar Efendisi... Ancak zeki bir karakter olduğu doğru. Gözünün önünde olanları görmezden gelmeye çalışmıyor.

   Son 30-40 sayfayı özellikle soluksuz okudum. Bittiğindeyse bir an kalakaldım. Her seri bitişinde olduğu gibi hafif bir hüzün hissettim. Ancak üçleme hakettiği bir sonla bitti.

5 Ağustos 2015 Çarşamba

SHADA Douglas Adamas'ın Kayıp Macerası- Gareth Roberts | Kitap Yorumu



    Harika bir bilim kurgu kitabını bitirmiş bulunmaktayım.
    Bilim kurgu dendiğinde akla gelen ilk yapımlardan biri de Doctor Who'dur. Klasik sezonu dahi izlediğimi gururla söyleyebilecek koyu bir Whovian'ım. Tabii hal böyle olunca Shada'yı okumamak olmazdı. Gerçi birkaç kitabı daha çıkmış olsa da ne yazık ki henüz elime geçmedi.
Shada'yı okurken uzun zamandır hasretini çektiğim Doctorla da biraz hasret giderdim.
Arka kapakta yazdığı kadarıyla Shada Doctor WHO senaristi Douglas Adams'ın yazdığı ancak televizyonda yayınlanmaya fırsat bulamamış bir senaryo. Gareth Roberts bu senaryoyu bir kitap haline çevirmiş. Çok da iyi yapmış.


Shada, Britanya bilim kurgu dizisi Doctor Who'nun klasik serisinin on yedinci sezonunun yayınlanmamış öyküsü. Daha sonra tamamlanmamış versiyonuyla çıkarılmıştır. 1992 yılında görüntüler kullanılarak Tom Baker'in anlatıcı olarak Doktor'u oynadığı videoyla öykü tamamlanmıştır. (Vikipedi'den alınmıştır.)


   Konusuna değinmeyeceğim zaten arkasında yeterince açıklanmış. Okumak isteyenler için

Doktor’un eski dostu, Zaman Lordu Profesör Chronotis emeklilik hayatını Cambridge Üniversitesi’nde sürdürmektedir – yanında birkaç zararsız eşya da getirmiştir. Fakat bunların arasında, Gallifrey’in Muhterem ve Kadim Yasalar’ı da vardır. Üstüne üstlük bu kitabı, dünyadan haberi olmayan yüksek lisans öğrencisi Chris Parsons’a pervasızca ödünç vermiştir. Muhterem ve Kadim Yasalar evrendeki en tehlikeli eserlerden biridir ve yanlış ellere geçmesi felaketle sonuçlanabilir. Sinsi Skagra’nın kitabı elde etmesi ise, olabilecek en kötü şeydir. Skagra, evrene hükmetme eğilimli iflah olmaz bir sadist ve egoisttir. Üstelik Cambridge’e doğru yola çıkmıştır: Hedefi de kitap ve Doktor’dur…          


   Doğrusu kitaba başladığımda biraz tereddütlüydüm. Bilim kurgu bazen anlaşılması zor bir tür olabiliyor. Üstelik Shada'dan beklentim de bir hayli fazlaydı.
Okurken Doctor Who'dan bir bölüm izler gibi hissettim. Olay örgüsü, konuşmalar klasik bir Doctor WHO gidişatıydı.
   İlk sayfalarda kafam biraz karıştı ve isim hafızası balıklardan bile kötü olan ben sürekli kim olduğunu hatırlamak için duraksamak zorunda kaldım. Ancak Doctor olaya girdiği anda kafa karışıklığı kalktı yerini hoş bir tanıdıklık hissine bıraktı.
   Kitabı okurken sık sık eğer Doctor Who'yu izlememiş olsaydım bu kitabı anlayabilir miydim diye düşündüm. Muhtelen genel olarak anlasam da bazı kısımlar havada kalırdı. Ancak bu efsane seriyi izlememiş olmak büyük bir kayıp olurdu. Eğer durum böyleyse Shada sizin için, benim için olduğundan daha az muhteşem olacaktır. Bazı kısımlarsa kafanızı karıştıracaktır.
Bu muhteşem eser için İthaki'ye teşekkür ederek yazımı sonlandırıyorum.

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Yabancı - Melissa Landers | Kitap Yorumu


    Selam millet! Bugün Yabancı'nın yorumuyla klavye başındayım.
   
    Kitap 2 yıl önce uzaylıların Dünyalılarla iletişim kurmasıyla başlıyor. İlişkileri güçlendirmek ve ittifak ortamı oluşturmak amacıyla L'eihrliler ve Dünyalı öğrenciler arasında bir değişim programı ayarlanır böylece L'eihr'den 3 öğrenci Aelyx, Syrine ve Eron Dünya'nın farklı yerlerine - Amerika, Çin ve Fransa- gönderilirler.

    Aelyx, Cara'nın evinde kalacak baş uzaylı karakterimiz oluyor burada. Kendisi dünya yemeklerinden nefret eden ve hatta insanlardan da nefret eden, kendi ırkını insanlardan üstün gören bir insan. Pardon L'eihrli.

     Cara'nın ağabeyi de L'eihr'e gidiyor bu değişim programıyla.
Cara ve Aelyx bir süre sonra birbirlerine alışmaya başlasalar da diğer insanların buna alışmaya pek niyetleri yoktur. Bir süre sonra Cara'nın yanındakiler bir bir uzaklaşır. Aslında bu sayede dostlar ve düşmanlar daha iyi belirlenmiş olacaktır.

     Aelyx'e cidden çok güldüm. Mimiklerini pek kullanmadığından cümlelerinin şaka mı, ciddi mi, yoksa iğneleyici mi olduğunu anlayamıyorsunuz. Her soruyu o kadar güzel bir şekilde üreme programına bağlıyor ki sanırsınız gezegeni o program ayakta tutuyor. Ancak beni rahatsız etmedi. Sadece oldukça sık adı geçiyor. Aelyx'in en kusurlu yanı çikolatayı sevmemesi. Hadi ama çikolata tanrıların yiyeceğidir. Değil mi? :)

      Kıza kuşkuyla yan yan bakan Aelyx, çikolata parçasını ağzına attı. Saniyeler sonra yüzü tiksintiyle çarpıldı ve dar yoldan koşarak çıkıp çikolatayı yere tükürerek "İğrenç!" dedi
    "Ciddi olamazsın. Çikolata tanrıların yiyeceğidir."
    

     Cara'yı inanılmaz sevdim. Pek çok zaman kız karaktere gıcık olabilirim. Gereksiz şeyler yaptığını düşünebilirim. Ancak Cara dengeli bir karakterdi. Gereksiz davranışlarda bulunmadı. Üstelik kızıl. Bu bile onu sevmem için başlıca bir neden. (Burada gözlerinden kalp çıkan emoji)

    Yorumlara baktığımda kitabı çok sevmemişler bu d beni şaşırttı ancak ben çok severek okudum ve sadece bir günde de bitti. Şu anda D&R'da 9.90 indirimindeyken de alın derim.
2. kitabını okumak için sabırsızlanıyorum.

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Kötü Kızlar Ölmez - Katie Alender | Kitap Yorumu


    Kötü Kızlar Ölmez kapağına tutularak aldığım bir kitaptı.  Konusu hakkında en ufak bir fikrim yoktu ki aldıktan sonra korku- gerilim türünde olduğunu öğrendim. Bu benim için iyi bir durum çünkü hemen hemen hiç korku kitabı okumadım ve korkuyu seviyorum.

    İlknokta'dan %50 indirimle aldım. İlknokta'da Yabancı Yayınları genelde yüksek indirimlerle satılıyor. Kitapların hasarlı geldiğini söyleyenler oluyor ama neyse ki sağlam bir şekilde elime ulaştı. Kapağı bilerek mi böyle yapıldı acaba diye  merak ettim. Renk tonu korku türüne tamamen ters ancak ilginç bir biçimde çok yakışmış. BA-YIL-DIM. Üstelik ciltli olması da ayrı bir güzellik.

    Kitaba gelirsek Alexis asosyal, kendi halinde takılan, asi bir gençtir. Üstelik saçları da pembe. :D Kasabanın en ürkütücü evinde oturmaktadır. Bir gün oyuncak bebek takıntısı olan Kasey garip davranmaya başlıyor. Evde bazı garip olaylar oluyor ve olay başlıyor.

    Kesinlikle akıcıydı ve kısa bir sürede bitiyor. Zaten 278 sayfalık bir kitap. Kitabı sevdim. Ancak bazı kısımların klişe olduğunu kabul etmek gerek hatta spoiler vermeden ifade etmem gerekirse o kolye ve ışık olayında çok güldüm.

    Zaten kolay kolay korkan biri değilim belki de bundan dolayı korkmadım. Ürpermedim bile. Tabii eğer kolay korkan biriyseniz belki ürkebilirsiniz. Ama pek korkunç bir kitap değildi.

Yabancı Yayınları'nın youtube kanalındaki tanıtım videosu