14 Kasım 2015 Cumartesi

Aşk Yakar (Nefes Serisi #3) - Rebecca Donovan | Kitap Yorumu


Verdiğim kısacık(!) aradan sonra herkese merhaba! Verdiğim bu arada hayal kırıklığına uğratan kitaplar da okudum, muhteşem kitaplar da. Hepsinin yorumunu giremeyeceğim ama mutlaka yorumunu girmek istediğim birkaç kitap var. Onlar zamanla gelecek.

Nefes Serisi benim sevdiğim dram/ aşk serilerindendi. Aslında konu olarak çok özgün bir konusu yok ancak tuhaf bir biçimde seriyi seviyorum. Aşk Yakar'ı serinin bitmesini istemediğim için uzun bir süre beklettim. Üstelik 2. kitabın sonu çok can alıcı bir yerde bitmesine rağmen.
Sonunda 29 Ekim nedeniyle yaptığımız birkaç günlük tatili fırsat bilerek Aşk Yakar'ı okumaya başladım.
Serinin hiç bir kitabında Emma'dan tam anlamıyla nefret etmedim. Çok sevmedim de. Zaten kitap karakterlerinden kolay kolay nefret eden biri değilim. (Tabii yoğun hoşlanmama durumlarını nefretten saymıyorum.) Ancak bu son kitapta Emma'dan nefret etmeme ramak kaldı. Şimdi içindekileri kusmak için gerçek yorum kısmına geçiyoruz.

DİKKAT İLK İKİ KİTABI OKUMAYANLAR İÇİN SPOİLER İÇERİR!!

Biliyoruz ki Emma tüm aptallığıyla Evan'ı terk etmişti. Hem de Evan'ın Emma'ya ihtiyacı olduğu bir anda. Üstelik beni asıl sinir eden terk ediş sebebinin saçmalık olması. Neymiş efendim 'Ben onun hayatını mahvederim, en iyisi hayatından çıkmak.' Tam manasıyla saçmalığın daniskası.
Emma 2. kitapta yepyeni bir hayata başlamış. Yeni bir ortam, yeni arkadaşlar. Vee yeni bir Emma...
Özellikle ilk kitapta sessiz sakin, içine kapanık Emma özellikle bu kitapta bir yırtıcıya dönüşerek partilerden partilere koşturuyor, bilmediği evlerde uyanıyor, gittikçe de annesine benziyor. Üstelik bahanesi ne? Hissetmek istiyormuş han'fendi.

Yazarın kalemini seviyorum. Ancak seri boyunca olayları kafasında planlamış da sebeplerini sonra bulmuş gibi. Bahaneler zayıf, yetersiz.
Üstelik Emma'nın Evan'ı bu kadar kolay unutup Cole'le aralarında bir bağ kurması Emma hakkında kötü şeyler hissetmemi sağladı. Üstelik Emma'da ' Evan olmazsa Cole var ' havası vardı. Emma kiminle kalırsa ona karşı bir şeyler hissediyor.

Kitabın yarısına kadar bu şekilde düşünüyordum. Evet hala da kısmen böyle düşünüyorum. Kitabı Emma'nın gözünden okumamıza rağmen yaptıkları mantıklı gelmiyordu. Hatta bir ara kitabı kapatıp Emma hakkında düşündüm. Sonra birden aklıma Anna Karenina'dan şu alıntı geldi;

 
"İnsan sayısı kadar düşünce biçimi olduğu gibi,
kalp sayısı kadar da sevme çeşidi vardır."
Syf.186.
 
Ardından Emma'ya farklı bir bakış açısıyla baksam da, hatta yaptıklarına karşı yumuşasam da hala Emma'ya tamamen hak vermiş değilim. Sanırım benimle Emma'nın sevme biçimi farklı. 
 


Bu kadar yerdiğime bakmayın. Evet Emma'yı sevmedim ama genel olarak seriyi seviyorum. Özellikle Evan'ı. Seri bittiği için de biraz hüzünlendim.

Başka bir yazıda tüm seriyi detaylı olarak inceleme gibi bir düşüncem var. Çünkü kitap olarak değil de seri olarak söylemek istediklerim var. Şimdilik hoşçakalın.