30 Eylül 2016 Cuma

Yaz Okuma Şenliği Sonuçları

Merhaba!! 
Yaz okuma şenliği bitti. Bu da benim katıldığım ilk şenlikti. Planım tüm listeyi bitirmekti, ta ki eylül ayında formdan düşene kadar. Okulların açılmasıyla hızımda yoğun bir düşüş oldu ama çok da sorun değil. Benim için keyifli bir şenlikti. Şimdi neler okuduğuma bakalım.


 

2.Kategori (10 puan): Adında çoğul eki almış bir sözcük bulunan bir kitap. 

Düğümlere Üfleyen Kadınlar - Ece Temelkuran | Everest Yayınları |480 sayfa

3.Kategori (10 puan): İki veya daha fazla yazarın yazdığı bir kitap.
Her yazarın bir öykü yazarak oluşturduğu kitaplar kapsam dışı.

Görünmez - David Lavithan - Andrea Crimer | Pegasus Yayınları | 368 sayfa

5.Kategori (10 puan): Sizin doğum yılınızdan en az 50 yıl önce vefat etmiş bir erkek yazarın yazdığı öykülerden oluşan kitap.

İnsan Ne İle Yaşar? - Tolstoy | Avrupa Yakası Yayınları | 205 sayfa


7.Kategori (10 puan): 29 Haziran-30 Eylül tarihleri arasında vefat etmiş yazardan bir kitap.
Gurur ve Önyargı - Jane Austin | Türkiye İş Bankası Yayınları | 424 sayfa

8.Kategori (10 puan): Ülkemizde en azından iki yayınevinin basmış olduğu bir kitap. (Baskısı olan yayınevlerinden sadece birinin piyasada olması sorun teşkil etmiyor.)

Yabancı - Diana Gabaldon | Epsilon Yayınları | 752 Sayfa


10.Kategori (10 puan): Diziye uyarlanmış bir kitap.
Çırak - Tess Gerritsen |Martı Yayınları | 384 sayfa

11.Kategori (10 puan): Kategorilerden bağımsız canınızın istediği bir kitap. 
Mucizevi Mandarin - Aslı Erdoğan | Everest Yayınları | 145 Sayfa

12.Kategori (10 puan): Adında emir kipli sözcük bulunan bir kitap.
Başlat - Ernest Cline | Dex Yayınları | 516 sayfa


14.Kategori (10 puan): Sanat temalı bir kitap.

Zarafet Audrey Hepburn'ün Hayatı- Donald Spoto | Artemis Yayınları | 360 Sayfa


15.Kategori (10 puan): 2016 yılında basılmış bir kitap, yabancı kitapların ülkemizde basılış tarihi dikkate alınacak. Eğer yabancı ülkelerde 2016 yılında basılan bir kitabı o dilde okursanız o da bu kategoriye dahil.

Kağıttan Uçaklar - Dawn O'Porter | Novella Dinamik | 288 Sayfa



16.Kategori (10 puan): Pinuccia'nın Kitapları (Hepimizin severek katıldığı şenliklerin sahibi Pinuccia'nın Kitapları bloğunun sahibi Pınar’ın 2013 Temmuz’undan itibaren başlattığı şenliklerde okuduğu bir kitap.
Mucize -  R.J. Palacio |Pegasus Yayınları | 336 sayfa


17.Kategori ( Her kitap 10 puan iki kitap okunursa ekstra 10 puan toplamda 30 puan): Adınız ve soyadınız baş harfleri başlayan iki kitap.

Siyasette 2. İnönülü Yıllar - Yurdagül Erkoca | Sosyal Demokrasi Yayınları | 71 sayfa

Ölçüsüz Dostluk -Henri Troyat |Aras Yayıncılık |184 sayfa


18.Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Fi - Azra Kohen | Destek Yayınları | 600 Sayfa
Postacı Kapıyı Çalmayacak - Ava Dellaira | Martı Yayınları | 352 Sayfa
Oğulsuz - Valter Weltroni | Turkuvaz Kitap | 85 Sayfa
Şimdi Sevişme Vaktı - Sait Faik Abasıyanık | Türkiye İş Bankası KültürYayınları | 42 Sayfa


19.Kategori (Her kitap 10 puan iki kitap okunursa ekstra 30 puan toplamda 50 puan): İsminde eş anlamlı kelime olan iki kitap.
İt Gözü - Deniz Tarsus | Can Yayınları | 112 Sayfa
Köpekler Ağladığında - Markus Zusak | Martı Yayınları | 224 Sayfa


20.Kategori (Her  bir kitap 10 puan tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan toplamda 80 puan) Aşağıya ekleyeceğim ülkelerde doğmuş yazarlardan bir kitap. (Ben seçeneğiniz bol olsun diye sekiz ülke ekledim siz dört tanesini seçeceksiniz.) 
Ülkeler: Kolombiya, Japonya, Arjantin, Avustralya, Portekiz, Fransa, İzlanda, İsveç.
Uykuda Sevilen Kızlar -Yasunari Kawabata | Varlık Yayınları | 160 Sayfa
Denemeler - Monteigne | Alter Yayınları | 288 Sayfa
Yaprak Fırtınası -Gabriel Garcia Marquez | Can Yayınları |128sayfa
Golem - Gustav Meyrink | Yapı Kredi Yayınları | 236 Sayfa

21.Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.
Birazcık yukarıdaki maddeden esinlenmiş olabilirim -_-

4 Farklı Ülkede Doğmuş 4 Yazar

Tarihçi - Elizabeth Kostova | İnkılap Kitabevi | 648 Sayfa
Hassas Ten - Josan Hatero | Can Yayınları | 184 Sayfa
Az - Hakan Günday | Doğan Kitap | 360 Sayfa
Yabancı - Arbert Camus | Can Yayınları |111 Sayfa

İşte böyle şimdi hesaplamalara gelelim.

Toplam 27 kitap okumuşum 27.10=270
Kategorilerden 150 puan 270+150=420 puan
Toplam 8043 sayfa okumuşum   420+80=500

İşte böyle olmuş bunları okumuşum. 

9 Eylül 2016 Cuma

Golem - Gustav Meyrink | Kitap Yorumu




İngilizce basımı (ürkütücü)

   Merhaba!
   Dün akşam Gustav Meyrink'in başyapıtı olarak nitelendirilen Golem'i bitirdim. Kitabı Tüyap'ta bir sahafta görünce almak istedim. Konusunu adamakıllı incelemeden aldım ve nedeni tamamen ismiydi. Helene Wecker'ın Golem ve Cin'i anlatımı, karakterleri, dünyasıyla beni büyülemişti ve Golem ismini görünce dayanamadım.

   Kitap tam olarak arka kapakta vadettiğini veriyor.
Golem'de yoğun bir kabus ortamı var. Öyle ki bir rüya gibi zaman zaman oradan oraya sıçramalar, karabasan ortamı ve yazarın ağır betimlemeli dili bu ortamı yoğunlaştırıyor. Genel olarak bu tarz kitapları severim. Betimleme okumayı da seven biriyim ancak bu tarz biraz daha ağır dilli kitaplar otobüste, televizyonun karşısında falan asla okunamıyor. En azından benim için bu mümkün değil. Bu tarz betimlemeleri gürültülü ortamlarda okuyabiliyorsanız helal olsun derim. Zira zaman zaman dikkat problemlerim de olduğundan değil gürültüyü, sessizliği bile göz ardı edemiyorum. Yine de bir kez odaklandığımda da ayrılmam oldukça zor oluyor.
Konusundan bahsetmek oldukça zor. İçinde cinayetten, entrikaya, ruhani olaylardan felsefeye kadar pek çok konudan bahsetmek mümkün.

   Şunu söylemeliyim ki, golem figürünün fazlaca konusu geçse de kendisini pek göremiyorsunuz. Ayrıca kitap bittiğinde cevaplanmamış, aklımda asılı kalmış pek çok soru vardı. Doğrusu acaba bir yerde ipucu olarak verildi de ben mi kaçırdım diye demeden de edemedim.

   Eğer karabasan ortamını, betimlemeleri seviyorsanız kaçırmamanız gereken bir kitap.


"Biz tüm saflığımızla kendi özgür irademizle davrandığımızı düşünürken acaba görülmez, anlaşılmaz bir rüzgar mı belirliyordu hareketlerimizi? ...
Zaman zaman derin sulara dalıp gümüş balıklar tuttuğumuzu düşlemiyor muyuz? Oysa yalnızca soğuk bir hava akımı yalamış oluyor ellerimizi?"
Syf.35
 
 
 

14 Ağustos 2016 Pazar

Kağıttan Uçaklar - Dawn O'Porter | Ktap Yorumu


   Merhaba! Bugün elime Ukitap sayesinde geçen ve keyif alarak çok kısa süre içerisinden bitirdiğim Kağıttan Uçaklar'ın yorumunu yapmak üzere klavye başına oturdum. Kapağına ve tasarımı çok hoşuma gitti. Kitabı inanılmaz derecede yorgun olduğum bir anda akşam okumaya başladım. Şöyle 1-2 bölüm okuyayım diyerek başladım ve 160 sayfayla kitabı o akşam için kapattım. Ciddi manada akıcı ve bölümler tam sevdiğim gibi kısa kısa olduğundan bir bölüm daha, birkaç sayfa daha diyerek uzunca okudum sonradan kısa bir işim çıkıp ara vermek zorunda kalmasaydım da muhtemelen o akşam bitirirdim. Yine de ertesi sabah kalan sayfalar da hızla bitiverdi.

   Şimdi. Sanırım akıcılığından emin oldunuz.

   Bir gençlik kitabı ve öyle çok özgün bir konusu da yok. Renee ve Flo'nun arkadaş olmalarını ve gençliğin getirdiği sorunlarla boğuşmalarını görüyoruz. Renee daha asi ruhlu ve umursamaz ama Flo aksine 'en iyi arkadaşı' Sally'nin gölgesinde kalmaya, Sally'nn onu ezmesine alışmış.
Karakterler hakkında nötrüm. Yani sevdim. Ama bayılmadım. Öncelerde Flo'ya çok kızıyordum. Nasıl kendine böyle davranılmasına izin verir diyerek homurdandım. Ama sonra başımıza bir de Renee çıktı. Cidden özellikle yaşlarından dolayı -ki yakın yaşlardayız- bazı şeyler hakkında yanlış düşünüp, yanlış kararlar alsalar da (gerçi her yaşta insan yanlış kararlar alabilir) bazı yerlerde bu salaklık boyutuna ulaştı. Yine de keyifli birkaç saat geçirmemi sağlayan bir kitap oldu.

   Hafif, eğlenceli bir gençlik kitabı okumak isterseniz bir göz atın derim.

5 Temmuz 2016 Salı

Yaz okuma şenliği | Bin Tatlı Yıl Okuma Listesi


Merhaba! Uzundur bu şenliklere katılmak istiyordum ama bir türlü olmadı. Bu kez katılmaya karar verdim. Pınar abla şenlikleri sonlandırınca çok üzülmüştüm ama neyse ki fgofilmdizianime bu şenlikleri devralmış. Ben de nihayet katılacağım için mutluyum.
Tabii hepsini okuyabileceğimi sanmıyorum ama zaten böyle bir zorunluluk da yok. İste benim Yaz şenliği için listem.

Kategoriler:

1.Kategori (10 puan): İsminde yaz mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların yazın geçtiği bir kitap.

Ateşböceği Yolu - Kristin Hannah | Pegasus Yayınları | 624 sayfa

 

2.Kategori (10 puan): Adında çoğul eki almış bir sözcük bulunan bir kitap. 

Düğümlere Üfleyen Kadınlar - Ece Temelkuran | Everest Yayınları |480 sayfa

3.Kategori (10 puan): İki veya daha fazla yazarın yazdığı bir kitap.
Her yazarın bir öykü yazarak oluşturduğu kitaplar kapsam dışı.

Görünmez - David Lavithan - Andrea Crimer | Pegasus Yayınları | 368 sayfa

4.Kategori (10 puan): İnstagram, facebook gibi sosyal medya üzerinden oluşturulan ortak okuma gruplarının şenlik süresince okuduğu bir kitap.
Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz - Melisa Kesmez | Sel Yayınları |140 sayfa

5.Kategori (10 puan): Sizin doğum yılınızdan en az 50 yıl önce vefat etmiş bir erkek yazarın yazdığı öykülerden oluşan kitap.

İnsan Ne İle Yaşar? - Tolstoy | Avrupa Yakası Yayınları | 205 sayfa
6.Kategori (10 puan): Adında bir yiyecek olan kitap. (Sebze, meyve, yemek vb. olabilir.)
Kan ve Tuz - Kim Liggett | Yabancı Yayınları | 360 Sayfa

7.Kategori (10 puan): 29 Haziran-30 Eylül tarihleri arasında vefat etmiş yazardan bir kitap.
Gurur ve Önyargı - Jane Austin | Türkiye İş Bankası Yayınları | 424 sayfa
8.Kategori (10 puan): Ülkemizde en azından iki yayınevinin basmış olduğu bir kitap. (Baskısı olan yayınevlerinden sadece birinin piyasada olması sorun teşkil etmiyor.)

Yabancı - Diana Gabaldon | Epslon Yayınları | 752 Sayfa

9.Kategori (10 puan): Ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitap listesinden bir kitap.
Bülbülü Öldürmek - Harper Lee | Sel Yayıncılık | 355 sayfa

10.Kategori (10 puan): Diziye uyarlanmış bir kitap.
Çırak - Tess Gerritsen |Martı Yayınları | 384 sayfa

11.Kategori (10 puan): Kategorilerden bağımsız canınızın istediği bir kitap. 
Mucizevi Mandarin - Aslı Erdoğan | Everest Yayınları | 145 Sayfa

12.Kategori (10 puan): Adında emir kipli sözcük bulunan bir kitap.
Başlat - Ernest Cline | Dex Yayınları | 516 sayfa

13.Kategori (10 puan): Goodreads tarafından 2009 yılından günümüze kadar seçilen en iyi kitaplardan bir kitap.

Boş Koltuk - J.K. Rowling | Doğan Kitap |592 sayfa



14.Kategori (10 puan): Sanat temalı bir kitap.

Zarafet - Donald Spoto | Artemis Yayınları | 360 Sayfa


 

15.Kategori (10 puan): 2016 yılında basılmış bir kitap, yabancı kitapların ülkemizde basılış tarihi dikkate alınacak. Eğer yabancı ülkelerde 2016 yılında basılan bir kitabı o dilde okursanız o da bu kategoriye dahil.

Kağıttan Uçaklar - Dawn O'Porter | Novella Dinamik | 288 Sayfa



16.Kategori (10 puan): Pinuccia'nın Kitapları (Hepimizin severek katıldığı şenliklerin sahibi Pinuccia'nın Kitapları bloğunun sahibi Pınar’ın 2013 Temmuz’undan itibaren başlattığı şenliklerde okuduğu bir kitap.
Mucize -  R.J. Palacio |Pegasus Yayınları | 336 sayfa


17.Kategori ( Her kitap 10 puan iki kitap okunursa ekstra 10 puan toplamda 30 puan): Adınız ve soyadınız baş harfleri başlayan iki kitap.

Siyasette 2. İnönülü Yıllar - Yurdagül Erkoca | Sosyal Demokrasi Yayınları | 71 sayfa
 

Ölçüsüz Dostluk -Henri Troyat |Aras Yayıncılık |184 sayfa


18.Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Fi - Azra Kohen | Destek Yayınları | 600 Sayfa
Postacı Kapıyı Çalmayacak - Ava Dellaira | Martı Yayınları | 352 Sayfa
Oğulsuz - Valter Weltroni | Turkuvaz Kitap | 85 Sayfa
Şimdi Sevişme Vaktı - Sait Faik Abasıyanık | Türkiye İş Bankası KültürYayınları | 42 Sayfa


19.Kategori (Her kitap 10 puan iki kitap okunursa ekstra 30 puan toplamda 50 puan): İsminde eş anlamlı kelime olan iki kitap.
İt Gözü - Deniz Tarsus | Can Yayınları | 112 Sayfa
Köpekler Ağladığında - Markus Zusak | Martı Yayınları | 224 Sayfa


20.Kategori (Her  bir kitap 10 puan tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan toplamda 80 puan) Aşağıya ekleyeceğim ülkelerde doğmuş yazarlardan bir kitap. (Ben seçeneğiniz bol olsun diye sekiz ülke ekledim siz dört tanesini seçeceksiniz.) 
Ülkeler: Kolombiya, Japonya, Arjantin, Avustralya, Portekiz, Fransa, İzlanda, İsveç.
Uykuda Sevilen Kızlar -Yasunari Kawabata | Varlık Yayınları | 160 Sayfa
Denemeler - Monteigne | Alter Yayınları | 288 Sayfa
Yaprak Fırtınası -Gabriel Garcia Marquez | Can Yayınları |128sayfa
Golem - Gustav Meyrink | Yapı Kredi Yayınları | 236 Sayfa

21.Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.
Birazcık yukarıdaki maddeden esinlenmiş olabilirim -_-

4 Farklı Ülkede Doğmuş 4 Yazar

Tarihçi - Elizabeth Kostova | İnkılap Kitabevi | 648 Sayfa
Hassas Ten - Josan Hatero | Can Yayınları | 184 Sayfa
Az - Hakan Günday | Doğan Kitap | 360 Sayfa
Yabancı - Arbert Camus | Can Yayınları |111 Sayfa

 

Uykuda Sevilen Kızlar - Yasunari Kawabata | Nadir Kitap

Merhaba!
   Bu post klasik bir kitap yorumunun dışına çıkacak. Çünkü bu kitap baskısı bulunmayan ve beni sahaf sahaf dolaştıran bir kitabın yorumu olacak.
Aslında bu yorumu yapıp yapmama konusunda kararsız kaldım çünkü herkesin kolaylıkla bulamayacağı bir kitabın yorumunu yapmak ne kadar doğru olur emin olamadım. Ama sonra içimden geldi ve oturdum klavyemin başına.
Bu kitap başlıkta da yazdığı gibi 1968 Nobel edebiyat ödülünü almış bir yazar olan Yasunari Kawabata'nın Uykuda Sevilen Kızlar kitabı.
  
   Ben okuduğum kitaplarda adı geçen filmleri, kitapları, kelimeleri vs. not alırım daha sonrasında araştırmak üzere. Tabii çoğu zaman not defterime yazdığımla kalırlar. Uykuda Sevilen Kızlar, Zülfü Livaneli'nin Serenad kitabında geçmişti. Ben de not almıştım ve araştırdığımda kitabın baskısının olmadığını gördüm. Ama nedense aklımda kalmış ki sahaflara bu kitabı sordum fakat bulmadım.
Geçenlerde NadirKitap'tan bir kitaba bakarken aklıma geldi ve kitaba baktım. 15 liradan 50-55 liraya kadar değişen bir fiyat aralığı vardı. En uygun ve en iyi durumdakini buldum. Hem de 20 liraya. Sahaf Cumhur adlı satıcıdan aldım. Ve gayet de memnunum. Mesajlarıma hızlı cevap verdiler ve hızla da kargoya verdiler. Tabii PTT 3 günde getirdi orası ayrı mesele.
  Nadir Kitap'ı ilk kullanışım oldu ve gayet memnun kaldım. Bulamadığım başka kitapları da burada arayacağım. Sadece buraya kadar kitaba ulaşma maceramdan bahsettik şimdi gelelim kitaba.

  Olaylar Japonya'daki bir randevu evinde geçiyor. Fakat bu öyle sıradan bir randevu evi değil. Burada bakire genç kızlar uyutuluyor ve buranın müşterileri de yaşlı erkekler. Bu yaşlı adamlar kıza hiçbir zarar vermemek koşuluyla bu evin müşterisi oluyorlar.
Konu itibariyle bundan ibaret. Kitapta da Yaşlı Egushi'nin bu eve gelmesi üzerine.


Diğer bir basımının kapağı
  

   Şunu belirtmeliyim ki Japon kültürünü hiç bilmiyorsanız, animelerini, filmlerini vs. hiç izlememişseniz size biraz tuhaf gelecektir. Ki bolca kültürlerinden haberdar olmama rağmen benim bile tuhafıma giden yerler oldu.
Japonlar kesinlikle cinsellik konusunda tuhaf bir millet. Bunu en basitinden animelerinde ble görebiliyoruz.

   Kitap tam beklentilerim kadardı ne fazlasıydı ne de azı. Beklentilerimi de yüksek tutmamıştım zaten bu yüzden kötüydü diyemem. Sizin de gördüğünüz gibi ilginç bir konusu var. Özellikle baskısı olmayan kitapları ayrı bir sevdiğimden kitaplığımda olmasından mutluluk duyuyorum.
Diyeceğim o ki eğer bir yerde uygun bir fiyata denk gelirseniz alıp kitaplığına koymanız gerek diye düşünüyorum.

24 Haziran 2016 Cuma

Arsız Kedi - Neval Yercik | Kitap Yorumu

    Arsız Kedi, CNR kitap fuarında 4 liralık sarı etiketi kedi sevdamla birleşince aldığım bir öykü kitabı. Mini mini topu topu 80 sayfalık bir kitap. Birkaç ay öncesine dek öyküleri pek sevemediğimi söylüyorum ama son zamanlarda çok öykü okuduğumdan sanırım alışmaya başladım.
Öykülere çok ısınamamamın nedeni kısa olduklarından aradan biraz geçtikten sonra pek bir şey hatırlayamamam. Koskoca serleri bitirdikten sonra kimin öldüğünü bile hatırlayamayınca öyküler birkaç sayfasıyla hafızamda uzun süreli yer tutamıyor. Gerçekten beni etkilediğiniyse aylar sonra hatırlatan bir yerde -ya da durduk yere- ansızın hafızamda canlanıvermesinden anlıyorum.

   Bir öykü kitabının yorumu nasıl yapılır emin değilim. Sanırım bundan mütevellit kısa olacak bu post.

   Şöyle peş peşe kitap bitirip kendimi gaza getirmek istediğim bir dönemde aldım elime kitabı ve birkaç saat içinde de bitiverdi. İçindeki öykülerin hemen hemen hepsini çok beğendim.
İçinde 8 öykü bulunduruyor.

  Beni çok etkileyen yerler oldu. altını çizdiğim birkaç yer de var.

  Öykü konusunda yeni olduğum için daha ustaca bir yorum yapamasam da hoş bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

22 Haziran 2016 Çarşamba

Nefretten Sonra - Fatih Murat Arsal | Kitap Yorumu



   Fatih Murat Arsal merak ettiğim bir yazardı. Sahaflarda Nefretten Sonra'yı görünce nasıl atladığımı bir ben bilirim bir de sahafçı amca.
Yine de uzun bir süre kitaplığımda bekledi. Geçen şöyle bir göz atarken okumadığım kafama dank etti  ve başladım.

  Kitabın dili akıcı ve kolay ilerliyor ona sözüm yok. Ama...
Başında güzel gidiyordu. İyi hoş. Sonra kızın 15 yaşında olduğunu okuyunca şöyle bir 'hönk' dedim. Sonra neyse belki zaman atlaması falan olur dedim. Evet oldu. Ama gelin görün ki herşey çok geçmeden 16'sına girince başlıyor. Aralarında 12 yaş var. Aslında aralarındaki ilişki başlarda öyle aşk falan değil de abisinden nefret eden bir kız gibiydi. Yani abi kardeş ilişkisi gibi hissettirdi. Eh bu aşka dönüşünce de ister istemez rahatsız oldum. Kaldı ki yaş farkından pek de rahatsız olmam. Eğer yazar o farkı olgunluklarla kapatabilirse. Ancak Natalia kesinlikle olgunluğun yakınından bile geçemez. O benim için kitabın son 100 sayfasına falan kadar hep 15 yaşında kaldı. Sürekli büyüdüğünü söyleyen küçük bir kızdı benim için. Tamer'se kız kardeşine sahip çıkmaya çalışan bir abi gibiydi.
İkisinin arasındaki aşkı çok net hissedebildiğimi söyleyemeyeceğim ne yazık ki. Cinsellik? Evet sonuna kadar bunu hissettim, ama aşk? Cıks... Maalesef.

   Bunu söylemeden edemeyeceğim ki kitaptan yoğum bir Türk erkeği egosu akıyor. Sürekli Türk erkekleri hakkında Yunanlar olsun, Türkler olsun herkes bir iltifat peşinde. Komik geldi.
Ayrıca sürekli ünlem, soru işareti ve üç nokta vardı. Gerekli gereksiz pek çok yerde. Dikkatimi çekti ve rahatsız da etti.

   Sürekli aynı betimlemeler -dümdüz karın, göğüsler, sütun gibi bacaklar- canımdan bezdirdi. Hiç alakasız bir yerde kızın sütun gibi bacaklarından, harika karnından bahsediyor.

   Ne yazık ki kitabı beğenmedim ve çok ümitliydimse de tekrar bu yazardan okumayı düşünmüyorum.



21 Haziran 2016 Salı

Yağmurla Gelen Mutluluk - Amber L. Johnson |Kitap Yorumu




      Bu kitap hakkında ne söyleyecek sözüm tükenir ne de konuşacak lafım var. Sahurdan sonra oturdum ve kafamı kaldırdığımda şafak sökmüştü.
Kitabı okumak için uygun olduğum bir zaman için erteliyordum. Eh... Pek duygusal olduğum bir dönem sayılmaz ama okuduğum için de pişman değilim.

    Kitap hakkında fazla konuşmak istemiyorum. Ama illa konusunu öğrenmek isterseniz kitap Asperger sendromu olan bir çocuğa aşık olan bir kız hakkında. Bu sendrom hakkında detaylı bilgi için günümüz teknolojisinden faydalanarak Google amcaya sorarak öğrenebilirsiniz. Ama üşenenler için en geneliyle şöyle tanımlayabilirim; sosyal iletişimde zayıflık, takıntılar ve rutinler. Evet bunlar söylenebilir. Çok daha fazlası var tabii.

   Kitap inanılmaz naifti ve okurken içim kıpırdanmayı kesmedi. Lilly'in Colton'u görüş biçimi, onu anlamaya çalışması, bazı şeyleri onun için daha kolay hale getirmeye çalışması çok güzeldi. Colton'unsa Lilly'i sevgisini gösterme biçimi, istemsiz açık sözlülüğü, ikisinin arasındaki tatlı ilişki, diğer yandan gençliğin hissettirdikleri. bunlar çok güzeldi. Birkaç saatliğine bambaşka bir dünyaya gittim. ve kendimi Lilly gibi hissederek Colton'a aşık oldum.

  Bu kitap hakkında daha ne diyebilirim bilemiyorum. Biraz daha uzun olmasını diledim. Ancak tam tadında bittiğini de kabullenmeliyim.

  Benim anlattığım kadar beğenmeyenler de var tabii. ama fiyat olarak pahalı olmadığından denemekten bir şey kaybetmezsiniz diye düşünüyorum.

  Güzel, hızlı, tatlı, 'özel' bir aşk hikayesiydi.

İşte bu da beni en çok etkileyen alıntı:
"Keşke benim gibi olsaydın."
"Neden?"
"Çünkü o zaman beni anlardın."

26 Nisan 2016 Salı

Bir Gün - David Nicholls | Kitap Yorumu

 

 




   Merhaba. Bir gün, muhteşem film kapağı sayesinde çok merak ettiğim filmini çılgınca merak etmeme rağmen kitabını okumadan izlememeye ant içtiğim bir kitaptı ve sonunda okuduğum için de mutluyum.
  
   Geçen Kıyamet Sonrası'na yeni başlamıştım ki canım fantastikten ziyade şöyle güzel bir dram- romantizm okumak istedi. Ben de dedim niye kendimi zorlayayım ve başladım Bir Gün'e.
Bir Gün'ü kesinlikle bir romantizm, aşk kitabı olarak görmüyorum. Bu kitap gerçek hayat gibi çoğu duyguyu barındırıyordu.
Emma ve Dexter mezuniyet gecesi birlikte zaman geçirirler ancak sabah ışığıyla yolları da ayrılacaktır. Dex ve Em dost kalma konusunda anlaşırlar.
Kitap 20 yıl boyunca aralarında geçenleri konu alıyor. Öyle yoğun bir romantizm yok dediğim gibi. Aşk var tabii ama aşkı nasıl tanımladığınıza da bağlı biraz.
  
    Okurken sıkılmıyorsunuz. Yeri geliyor karakterlere yaptığı hatalardan ötürü kızıyorsunuz yeri geliyor üzülüyorsunuz.

  

     Karakterler kesinlikle orjinaldi ve mükemmellikle uzaktan yakından alakaları yoktu ki bence kitabı daha da güzel yaptı. Karakterler gerçek gibilerdi. Zayıf yönleri, güçlü yönleri, hataları...
Bir Gün'ü okurken çok garip duygular hissettim. Öncelikle zamanın ne kadar hızlı geçtiğini görünce şaşırdım ve hüzünlendim. Koskoca 20 yıl gözünüzün önünde akıveriyor. Bir de çok yakınınızdaki bir insanın nasıl bir anda yabancı olduğunu bir kez daha gördüm. Ve beni yine şaşırttı.
en sevdiğim yanı ise kitabın en sonu. Tabii ki söylemeyeceğim ama yüzümde buruk bir tebessüm bıraktığını ifade etmeliyim. Tam kitaba yakışan bir finaldi.
 
   

     Kitabı bitirdikten birkaç gün sonra filmini de izledim. Oldukça beğenmeme rağmen tabii ki yine kitabın tadını alamadım ki bu da zaten beklediğim bir şeydi. Filmin sonu da tıpkı kitaptaki gibi hissettirdi.
 
     Gerçek hayatı, yanında biraz aşkla gösterecek bir kitap okumak istiyorsanız Bir Gün'ü mutlaka tavsiye ediyorum.

17 Nisan 2016 Pazar

KVBT 16.Tur 4. Gün | Beni Yeniden Sev - Jill Shalvis | Yorum+Goodreads Yorumları



   Merhaba. Turdan haberi olmayanları yazının altındaki linke alalım öncelikle böylece siz de 2 kişiye hediye edeceğimiz çekilişimize katılabilirsiniz.

   Beni Yeniden Sev beklentilerimi düşük tutarak başladığım bir kitap oldu. Çünkü ben romantik komedilerden pek hoşlanmıyorum ve bu kitapta o tarzdaydı. Yine de sıkılmadan okudum.

   Lily 10 yıl önce aniden ayrıldığı kasabaya geri dönmüştür. Eh küçücük kasabada, aniden bırakıp gittiği Aidan'la karşılaşmamaları da imkansızdır.

   Aidan kasabanın itfaiyecisidir. Eh boş zamanlarında da kahramanlık yapıyor. Kasabanın her şeyi.
Orijinal kapak
Lily'nin ani gidişinden sonra kendini toparlaması zaman almış ve hala da kadınlara pek güveni yok.

  Kitabı genel olarak sevdim. Ama eksikleri tabii ki vardı.
Karakterlerin özgün olmaması en büyük eksilerdendi. Orijinal değildi. Çoğu kitaptaki klişe karakterlerdendi. Olay örgüsünü sevdim ve saçma sapan yanlış anlaşılmalar olmamasını sevdim zira kitaplarda beni en çok sinir eden şey yanlış anlaşılmalar.

  Kitap akıcı ve kolay biten cinsten. Türünde başarılı buldum. Yine de bana bu türü sevdiremedi.

   Kitabın kapağı çok güzel ve orijinal kapağın kullanılmamasına sevindiğim nadir zamanlardan.

Şimdi goodreadste millet neler yazmış bakalım.
 

Beni Yeniden Sev Jill Shalvis’in Cedar Tepesi adlı serisinin kitaplarından biri. Ben bu yazarın büyük 
hayranlarından biriyim ve onun kitaplarını okumak eve dönmek gibi hissettiriyor....
 
 
Sonuç olarak Beni Yeniden Sev yeni bir seri için harika bir başlangıç. Jill Shalvis kesinlikle tatlı ve 
seksi modern romantik kitaplar için aklımda bir standart oluşturdu ve ben sadece bu serinin devam 
kitaplarını bekleyemiyorum.


Bu Jill Shavis’ten okuduğum 2. Kitaptı ve mutlaka söylemeliyim ki ben bu yazarı gerçekten sevdiğimi 
söylemeliyim. Tıpkı Siply Irresistible (Aşka Yolculuk adıyla Nemesis Yayınları’ndan çıktı.) gibi, bu 
tatlı ve kalp ısıtan hikeyenin hissettirdiği sıcak ve bulanık hislerin keyfini çıkarıyorum. 
Bayan Shalvis’in sadece karakterlerin kalpleri ve zihinleri değil, hikayede yer alan yere de götüren 
bir yolu var.


Ne kadar da güzel, eğlenceli ve haraketli bir hikaye!
 
 
Jill’in son ŞAnslı Liman kitabını bitiridiğimde onunla karşılaştıracak kadar güzel bir kasaba 
olabileceğini bilmiyordum. Ama Cedar Tepesi, ve ateşli itfaiyeciler ve Kincaid ailesi... Yaay!!! 
Buna bayıldım!!
 
 
Bu kitabı okurken gerçekten eğlendim! Mizahı,aileyi, romantizmi ve güzel ortama bayıldım. Bu 
çok iyiydi! Serinin bir sonraki kitabını okumak için bekleyemiyorum!
 
Destekleri için Nemesis Yayınları'na çok teşekkür ediyorum. Çekiliş için buraya tıklayın. Kendinize iyi bakın :)

16 Nisan 2016 Cumartesi

KVBT 16.Tur 3. Gün | Beni Yeniden Sev - Jill Shalvis | Karakter Tanıtımı


16. Turumuzun 3. gününde Beni Yeniden Sev'in karakterlerini tanımak için okumaya devam edin.

Normalde karakter tanıtımına anlatıcıdan başlasam da bu kitapta iki  baş karakterin de ağzından anlatıldığından hanımlara öncelik diyerekten Lily ile başlıyorum.

   Lily Danville: Normalde kadın karakterleri pek sevmesem de -yazarların kadın karakterleri ya aşırı gurursuz, ya da 'biz birlikte olmamalıyız' modundaki aşırı gururlu yapmasından kaynaklanıyor- Lily'i sevdiğimi söyleyebilirim. İkisinin arasında bir yerdeydi. Genel olarak mantıklı hareket eden, öyle saçma sapan triplere girmeyen bir karakterdi.

  Aidan Kincaid: Kasabanın itfaiyecisi, arama kurtarma sorumlusu. Aynı zamanda kasabanın sahibi olan ailenin bir ferdi. Klasik bir erkek model. Süper yakışıklı, kaslı, kızların deli divane olduğu bir karakter. Aidan'ı da sevmiş olsam da bu kadar klasikleşmiş bir karakter olmasını istemezdim. Keşke yazar onu biraz da orjinalleştirseymiş. Yine de kitaplarda sıkça gördüğümüz 'birlikte oluruz, herşeyi yaparız ama sevgili değiliz' tipi bir karakter olmamasını da sevdim. Zira en sevmediğim erkek tiplerinden bir tanesi de onlar oluyor.

  Gray Kincaid: Aidan'ın erkek kardeşi. Liseden beri tanıdığı Penny'yle evli ve karısına da aşık. Genel olarak kasabanın sorumluluğunu daha fazla üstlenmiş olan kişi. Yer yer güldürdü.

  Char Kincaid: Kincaid kardeşlerin annesi. Yaşına göre deli dolu, yerine göre otoriter, bazen de duygusal. Pek çok kişinin sevdiği bir karakter olduğunu tahmin etsem de yaptığı bazı şeyler yüzünden sevemedim. Sen annesin ne bu haller? Biraz tuhaf hatta belki abartılmış geldi. Tabii bu benim düşüncelerime ve yetiştiğim kültüre de bağlı. Kişiden kişiye değişebilir.

  Mitch: Aidan'ın dostu. Sık sık geçmesine rağmen ciddi bir etkisi olmamasına rağmen yazmak istedim. Aidanla ikisi en deli biçimde lise yıllarını geçirmişler.

  Jonathan: Lily'nin çalıştığı güzellik merkezinin sahibi. Sevip sevmemekte kararsız kaldığım bir diğer karakter. Yine de beni güldürmeyi başaran bir karakter oldu.

Yarın kitap hakkındaki daha detaylı yorum gireceğim. Facebook sayfamız üzerinden diğer arkadaşlarımın yorumlarına ulaşabilirsiniz.
 Ve Beni Yeniden Sev'i okumak isterseniz. Facebook üzerinden 2 kişiye hediye ediyoruz. Katılmak için tıklayın.

9 Nisan 2016 Cumartesi

İyi Kız - Mary Kubica | Kitap Yorumu


Merhaba!
    Yorum girilmesini bekleyen onlarca kitap olmasına rağmen, İyi Kız'ın yorumunu hemen girmeye karar verdim. Etkisini tam olarak atmadan yazmak istedim.

   CNR'a gitmeden 1 gün önce kitabın reklamını gördüm ve 'Ben bunu almam yaa' diye düşünmüştüm. Fakat CNR'da Martı standına gelince kısa bir kararsızlıktan sonra alıverdim. Ah benim ellerime sağlık. 'Konusu güzel gibi, al bence' diyen arkadaşımın ağzına sağlık.
Aldıktan sonra merak ettim ve fırsatını bulunca okumaya başladım.

  Fırsat buldukça okumak istedim ve yarısından sonra daha da güzelleşti. Hatta bir ara o kadar heyecanlandım ki kalbim amuda kalktı.

   Kitap Önce - Sonra olarak devam ediyor. Mia'nın kaçırılmasından öncesi ve sonrası.
Ailesiyle arası çok da iyi olmayan Mia kaçırılır. Bulunduğunda ise adının Mia değil Chloe olduğunu iddia eder. Üstelik kaçırıldığı sırada olanları, kaçıranı hiç hatırlamamaktadır. En genel şekliyle böyle söyleyebiliriz.

    Yazarın dili çok akıcıydı. Kitap adeta su gibi aktı. Karakterlerle aramda bir bağ kuruldu ve kitap bitmeye yaklaştıkça bitmesin istedim.
Mia'nın, Colin'in, Eve'nin kısacası çoğu karakterin hissettiklerini kendim yaşıyormuş gibi hissettim.
Sonlarda kalbim çok fena kırıldı. Yani cidden fiziksel bir acı hissederek bitirdim kitabı. Şok olduğumu da belirtmeliyim.

    Kitabın elbette ki kusurları vardı. Okuyacağınız en iyi kitap falan gibi bir şey de söylemiyorum. Yine de çok sevdim. Belki de karakterlerle ortak özelliklerimizin olmasındandır. Kendimmişim gibi hissettim karakterleri.

   Eğer fuarlarda, kitapçılarda falan denk gelirseniz alın derim. En azından bir şans verin. En kötü ihtimalle sevmezsiniz diye düşünüyorum.
Kitap bittiğinde boşluk hissine düştüm ve kitap okumak istememe rağmen sanki karakterlere ihanet edecekmişim gibi hissettiğinden okumadım. Bun yerine düşündüm.

Siz okudunuz mu? Peki benim kadar sevdiniz mi?

12 Mart 2016 Cumartesi

Benimle Asla Tanışamayacaksın - Leah Thomas | Kitap Yorumu

 
Orijinal Adı: Because You'll Never Meet Me
Yazar: Leah Thomas
 
   Uzun bir aradan sonra selam! Blog yazmaya bir süre ara vermiştim. Sebebi güncel çok satanlara bir süre ara vermiş olmam. Arada güncel kitapları da okuyorum tabii, ancak o zaman da üşengeçliğim devreye giriyor.

   CNR Kitap Fuarı'nın 3. gününde arkadaşımla oradaydık. (CNR'la alakalı ayrı bir yazı girmeyi düşünüyorum.)

  Novella Dinamik ve Martı standında ciltsiz kitaplar 10, ciltliler 15 liraydı. Benimle Asla Tanışamayacaksın konu itibariyle ilgimi çeken bir kitap oldu. KÜL'ü mü alsam bunu mu kararsız kaldım, ani bir kararla da bu kitapta karar kıldım. (Eve geldiğimde de pişman oldum. Neden ikisini de almamıştım ki?) Elimdeki kitap bitince de hemen Benimle Asla Tanışamayacaksın'a başladım.

   Kitap Ollie ve Moritz'in hikayesini anlatıyor. Ollie elektriğe alerjisi olan 13 yaşındaki bir genç. Bu alerji öyle kızarıklık, kaşınma falan değil. Elektrikli herhangi bir şeye yaklaştığında nöbet geçiriyor. Ölümüne sebep olabilecek kadar ciddi bir alerji bu. Şehrin içinde de elektrikten uzak durmak imkansız olduğundan annesiyle ormanın içindeki bir arazide yaşıyorlar. İnternetten, telefondan, pillerden, prizlerden, bizim hayatımızı oluşturan her şeyden uzak bir hayat.
Bir gün Ollie'nin doktoru Auburn Stache, Ollie'den bir mektup yazmasını, onu doktoru olduğu başka bir çocuğa götüreceğini söylüyor.

   Moritz ise - ki Ollie'nin mektup arkadaşı olur- gözleri olmadan doğmuş 15 yaşındaki bir başka genç. Gözleri yok dediysem, gözkapakları, kirpikleri de yok. Bütün bunların olması gereken yerde deri var. ancak Moritz kendinden görüyor olarak bahsediyor çünkü o kulaklarıyla görüyor. Ses dalgalarının nesnelere çarpışıyla her şeyin yerini, şeklini belirleyebiliyor. Yalnızca renkler onun için yabancı. Siyah hariç. Birde kalbinde pil var. Eh yani tabii küçük bir ayrıntı (!)

  Benimle Asla Tanışamayacaksın'ı ilk gördüğümde fantastik bir aşk hikayesi sandım. Sevgililerden birinin geçmişe döndüğünü ve işte bir hata sonucu falan tanışmalarını engellediğini düşündüm. Aslında bundan da ayrı bir kitap çıkarılabilir. Ne dersiniz? :)
Gerçekten okuduğunuz gibi kitabın benim düşündüklerimle uzaktan yakından bir alakası yok.
Kitabın sadece birbirlerine yazdığı mektuplarda ilerlediğini görünce biraz tedirgin oldum. Ben mektuplarla ilerleyen kitapları seviyorum, ama bazıları beni klostrofobik hissettiriyor. Yani tuhaf biraz. Kendimi kafese sıkıştırılmış gibi hissettiriyorum. Sanırım bu mektupların sadece tek karakterin yazması. Yani, sanki her an gerçekleri çarpıtabilirmiş gibi hissediyorum. Bilmem anlatabildim mi. (Sizde de oluyor mu bu?)
Ollie'nin bölümünde hiç böyle hissetmedim, Moritz'de ise rahatsız etmeyecek kadar az bir miktar.
Kitabı okurken sıkılmıyorsunuz ancak özellikle son 100 sayfada şaşırdım, içim burkuldu.
Özellikle Moritz'in anlattıklarında.


SPOİLER

Doğrusu kitabın sonunda Moritz'in Ollie'ye ilan-ı aşk etmesi çok rahatsız ettim. LGBT'den rahatsız olmam, ancak kitabın başındaki arkadaşlığın araya başka bir şey sokuşturulmadan sona ermesini isterdim.

SPOİLER SONU


Bu iki arkadaş birbirlerine mektup yazıyorlar ancak asla buluşma şansları yok. Çünkü Moritz'in kalp pilinin olması gibi ufacık (!) olan o ayrıntı buluşmalarına engel. Moritz, Ollie'ye yaklaşırsa muhtemelen Ollie nöbete girer.

Genel olarak kitabı çok sevdim. Karakterlerin özgünlüğü, konunun işlenişi, son 100 sayfadaki şaşırtıcı olaylar bunların hepsi oldukça iyiydi. Azıcık dram, bolca dostluk ve ilham okumak isterseniz tavsiye edebileceğim bir kitap. Şans verebilirsiniz.

2 Ocak 2016 Cumartesi

Öksüzler Treni - Christina Baker Kline | Kitap Yorumu



 


  Merhaba! Ben bazı kitapları okumak için doğru zamanı beklerim. Öksüzler Treni'ni de karlı bir günde okuyacağıma dair bir takıntım vardı. Bu yüzden uzun zamandır kitaplığımda bekliyordu. Eh malum kar da yağmışken kitabımı aldım sessiz bir yere çekilip başladım okumaya.
Öksüzler Treni, aslında gerçeklerden esinlenerek yazılmış bir roman. 1854 ve 1929 yılları arasında 'Öksüzler Treni' adı verilen bu trenler öksüz çocukları gezdirerek halkın önüne çıkarıyor ve çocuklara bir aile bulmayı amaçlıyor. Fakat çoğunlukla çocuklar tarla, ev işlerinde kullanılarak köleden farksız yetişiyor. Çocuklar bazen kaçıyor, Çocuk Esirgeme Kurumu peşlerine düşüyor fakat pek iyi tutulmayan kayıtlar nedeniyle çoğu zaman iz iyi sürülemiyor. Evet bunlar bu kitapsayesinde öğrendiğim gerçekler.

   Romanda bu trendeki çocuklardan birini ana karakter olarak ele alıyor ve Niamh, Dorothy veya Vivian (hangisini tercih ederseniz)'ın hikayesine sizi tanık ediyor. (Ki bu kadar fazla isminin olması bile hiçbir yerde birdaha eski benliğine ait olmayacağının göstergesi bana göre.)
   
     Vivianla birlikte üşüyorsunuz, onunla birlikte korkuyorsunuz. İnsanların en iğrenç hallerine onunla birlikte tanık oluyorsunuz. Üstelik buna benzer şeylerin yaşandığını ve yaşanacağını da bilmek sizi çileden çıkarıyor.

    İki zaman arasında gidip gelen kitaplarda her zaman bir zaman daha fazla sevilir. Yazar da bunu belirtmiş ve bunu dengelemek istediğini söylemiş en sonda. Ancak ben bu konuda çok da başarılı olduğunu düşünmüyorum. Kesinlikle 1829- 1943 arasında geçen kısmı daha fazla sevdim. Neyse ki kitap geçmiş üzerine kurulu olduğundan dolayı o zamanlar ağırlıklıydı. Hiçbir sayfasında sıkılmadım ve Vivian'a gerçekten üzüldüğüm zamanlar oldu.

   Bu kitabı kış zamanında okuduğum için mutluyum çünkü kış mevsiminde geçen bu kitapta anlatılan soğuğu daha rahat kavrayabildim. Bu da Vivian'ın hislerine daha da yaklaşmamı sağladı.
Christina Baker Kline'ın Türkçe'ye çevrilmiş tek kitabı ne yazık ki. Eğer başka kitapları da çevrilirse okuyacağım.

1 Ocak 2016 Cuma

Eleanor & Park - Rainbow Rowell | Kitap Yorumu



 




  Selam! Yeni yılın ilk gününde nasılsınız? Ben özel günlere falan çok önem veren biri değilimdir. Hatta çoğu zaman kendi doğum günümü bile unuturum. Yılbaşları da aynı biçimde beni pek heyecanlandırmaz. Ama nedendir bilmem bu sene hiç 2016'ya giresim yoktu. Hatta böyle tercih hakkı verseler 2015'te kalabilirdim. Aslında yılın çok güzel geçmesinden falan da değil. Hatta çok stresli bir yıldı benim için ama bilmiyorum işte. Hatta son günlere yaklaştıkça ben yeni yıla falan girmiyorum diye mızıldandım. Tuhaf...

   2015'in okuduğum son kitabı Eleanor ve Park oldu. İyi ki de oldu. Yabancı bloggerlerda sürekli görüyordum ve o kadar övüyorlardı ki çevrilse de okusam diyordum. Sonunda çevrildi, siparişi verildi, kargom da geldi. Ancak o kadar yoğun bir dönemden geçiyordum ki değil kitap okumak, doğru dürüst uyuyamıyordum bile. Sonunda biraz hafifler hafiflemez -özellikle şu kar tatili haberiyle- hemen Eleanor ve Park'ı okumaya başladım.
Doğrusu beklentilerimin yüksek olması hayal kırıklığına uğrayacağım hissini verdi. Ancak öyle olmadı.

    Çok naif bir kitap. Naif bir gençlik aşkı. Ve son derece farklı karakterler.
Eleanor tuhaf bir kız. Kızıl saçlı, çilli, tuhaf giyimli. Ancak bu tuhaflık kitapta 'Vay canına ne kadar havalı'ya çevrilmemiş. Genelde kitap ve filmlerde tuhaflık kavramı karaktere mükemmeliyetçi bir farklılık olarak yansıtılıyor. Elanor kesinlikle onlardan değil. O bildiğiniz kusurlarla dolu, şişman, alışılmış güzellik algısının dışında bir kız. Tabii bütün bunlar günümüze ve kitabın geçtiği döneme göre. Zira Eleanor, Park'a göre mükemmel.

    Park... O standartların üstünde bir güzelliğe sahip. Yaşadıkları mahalleye göre zengin sayılabilir, birbirini seven ebeveyenleri de var. Ancak kendi tercihleriyle pek sosyal değil. Daha çok kendi kendine takılan tiplerden.

    Bir gün Eleanor yeni okulunda, okul aracına biner ve bir şekilde Park'ın yanında bulur kendini. Uzun bir süre aralarında bir şey geçmez. Bu bir şey yalnızca romantik ilişkiler değil, yani birbirleriyle hiç konuşmuyorlar. Ancak bir gün Park, Eleanor'un onun çizgi romanlarını okuduğunu fark eder. İlk başta hoşlanmasa da daha sonra sayfayı çevirmek için Eleanor'un bitirimesini beklemeye başlar. Bir süre de bu şekilde geçer. Aynı çizgi romanı paylaşmalarına rağmen aralarında hiçbir diyolog yoktur. Tabii zamanlar bir şeyler değişir.
Kitabın konusundan ziyade kitabın hissettirdikleri önemliydi bence.

   Eleanor ve Park'ın arasındaki o ilişki. Parmağı avuç içinde gezdirmenin verdiği his. Kusurlar. Farklılıklar. Park'ın Eleanor için hazırladığı kasetler. Her şey, o küçük şeyler, muhteşemdi.
Ne vıcık vıcık bir lise aşk hikayesine dönüştürülmüştü, ne de biraz aşk görmeyi özletti. Her şeyi dozunda ayarlanmıştı. Ve bence kitabı etkileyici yapan önemli etkenlerden biri de 1986'da geçiyor olması. Eskilerde geçen kitapları filmleri hep daha fazla sevmişimdir. Modern (!) zamanlar bana hep daha duygusuz gelmiştir. Fazla mekanik. Bilmiyorum. Sanırım biraz geç doğmuşum.
Sonundan emin değilim. Daha farklı bitebilir miydi? Evet. Ama öte taraftan bu kitaba böyle bir son yakışırdı.
Hem yazacak çok şey var, hem de anlatmak istemiyorum ki siz okuyun.
  Evet evet. Sizin okumanız daha iyi olacaktır. Evet mükemmel bir kitap değil. Ama güzel şarkılarla bezenmiş naif, güzel bir gençlik hikayesi.
Farkındayım tuhaf bir yazı oldu. Ama olsun. Bu seferlik de böyle olsun.

Yandaki kapak da çok hoş olsa da bizde basılan kapağın içerikle daha uyumlu olduğunu düşünüyorum.
Siz Eleanor ve Park'ı okudunuz mu? Peki sizce hangi kapak daha güzel?