1 Ocak 2016 Cuma

Eleanor & Park - Rainbow Rowell | Kitap Yorumu



 




  Selam! Yeni yılın ilk gününde nasılsınız? Ben özel günlere falan çok önem veren biri değilimdir. Hatta çoğu zaman kendi doğum günümü bile unuturum. Yılbaşları da aynı biçimde beni pek heyecanlandırmaz. Ama nedendir bilmem bu sene hiç 2016'ya giresim yoktu. Hatta böyle tercih hakkı verseler 2015'te kalabilirdim. Aslında yılın çok güzel geçmesinden falan da değil. Hatta çok stresli bir yıldı benim için ama bilmiyorum işte. Hatta son günlere yaklaştıkça ben yeni yıla falan girmiyorum diye mızıldandım. Tuhaf...

   2015'in okuduğum son kitabı Eleanor ve Park oldu. İyi ki de oldu. Yabancı bloggerlerda sürekli görüyordum ve o kadar övüyorlardı ki çevrilse de okusam diyordum. Sonunda çevrildi, siparişi verildi, kargom da geldi. Ancak o kadar yoğun bir dönemden geçiyordum ki değil kitap okumak, doğru dürüst uyuyamıyordum bile. Sonunda biraz hafifler hafiflemez -özellikle şu kar tatili haberiyle- hemen Eleanor ve Park'ı okumaya başladım.
Doğrusu beklentilerimin yüksek olması hayal kırıklığına uğrayacağım hissini verdi. Ancak öyle olmadı.

    Çok naif bir kitap. Naif bir gençlik aşkı. Ve son derece farklı karakterler.
Eleanor tuhaf bir kız. Kızıl saçlı, çilli, tuhaf giyimli. Ancak bu tuhaflık kitapta 'Vay canına ne kadar havalı'ya çevrilmemiş. Genelde kitap ve filmlerde tuhaflık kavramı karaktere mükemmeliyetçi bir farklılık olarak yansıtılıyor. Elanor kesinlikle onlardan değil. O bildiğiniz kusurlarla dolu, şişman, alışılmış güzellik algısının dışında bir kız. Tabii bütün bunlar günümüze ve kitabın geçtiği döneme göre. Zira Eleanor, Park'a göre mükemmel.

    Park... O standartların üstünde bir güzelliğe sahip. Yaşadıkları mahalleye göre zengin sayılabilir, birbirini seven ebeveyenleri de var. Ancak kendi tercihleriyle pek sosyal değil. Daha çok kendi kendine takılan tiplerden.

    Bir gün Eleanor yeni okulunda, okul aracına biner ve bir şekilde Park'ın yanında bulur kendini. Uzun bir süre aralarında bir şey geçmez. Bu bir şey yalnızca romantik ilişkiler değil, yani birbirleriyle hiç konuşmuyorlar. Ancak bir gün Park, Eleanor'un onun çizgi romanlarını okuduğunu fark eder. İlk başta hoşlanmasa da daha sonra sayfayı çevirmek için Eleanor'un bitirimesini beklemeye başlar. Bir süre de bu şekilde geçer. Aynı çizgi romanı paylaşmalarına rağmen aralarında hiçbir diyolog yoktur. Tabii zamanlar bir şeyler değişir.
Kitabın konusundan ziyade kitabın hissettirdikleri önemliydi bence.

   Eleanor ve Park'ın arasındaki o ilişki. Parmağı avuç içinde gezdirmenin verdiği his. Kusurlar. Farklılıklar. Park'ın Eleanor için hazırladığı kasetler. Her şey, o küçük şeyler, muhteşemdi.
Ne vıcık vıcık bir lise aşk hikayesine dönüştürülmüştü, ne de biraz aşk görmeyi özletti. Her şeyi dozunda ayarlanmıştı. Ve bence kitabı etkileyici yapan önemli etkenlerden biri de 1986'da geçiyor olması. Eskilerde geçen kitapları filmleri hep daha fazla sevmişimdir. Modern (!) zamanlar bana hep daha duygusuz gelmiştir. Fazla mekanik. Bilmiyorum. Sanırım biraz geç doğmuşum.
Sonundan emin değilim. Daha farklı bitebilir miydi? Evet. Ama öte taraftan bu kitaba böyle bir son yakışırdı.
Hem yazacak çok şey var, hem de anlatmak istemiyorum ki siz okuyun.
  Evet evet. Sizin okumanız daha iyi olacaktır. Evet mükemmel bir kitap değil. Ama güzel şarkılarla bezenmiş naif, güzel bir gençlik hikayesi.
Farkındayım tuhaf bir yazı oldu. Ama olsun. Bu seferlik de böyle olsun.

Yandaki kapak da çok hoş olsa da bizde basılan kapağın içerikle daha uyumlu olduğunu düşünüyorum.
Siz Eleanor ve Park'ı okudunuz mu? Peki sizce hangi kapak daha güzel?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder