12 Mart 2016 Cumartesi

Benimle Asla Tanışamayacaksın - Leah Thomas | Kitap Yorumu

 
Orijinal Adı: Because You'll Never Meet Me
Yazar: Leah Thomas
 
   Uzun bir aradan sonra selam! Blog yazmaya bir süre ara vermiştim. Sebebi güncel çok satanlara bir süre ara vermiş olmam. Arada güncel kitapları da okuyorum tabii, ancak o zaman da üşengeçliğim devreye giriyor.

   CNR Kitap Fuarı'nın 3. gününde arkadaşımla oradaydık. (CNR'la alakalı ayrı bir yazı girmeyi düşünüyorum.)

  Novella Dinamik ve Martı standında ciltsiz kitaplar 10, ciltliler 15 liraydı. Benimle Asla Tanışamayacaksın konu itibariyle ilgimi çeken bir kitap oldu. KÜL'ü mü alsam bunu mu kararsız kaldım, ani bir kararla da bu kitapta karar kıldım. (Eve geldiğimde de pişman oldum. Neden ikisini de almamıştım ki?) Elimdeki kitap bitince de hemen Benimle Asla Tanışamayacaksın'a başladım.

   Kitap Ollie ve Moritz'in hikayesini anlatıyor. Ollie elektriğe alerjisi olan 13 yaşındaki bir genç. Bu alerji öyle kızarıklık, kaşınma falan değil. Elektrikli herhangi bir şeye yaklaştığında nöbet geçiriyor. Ölümüne sebep olabilecek kadar ciddi bir alerji bu. Şehrin içinde de elektrikten uzak durmak imkansız olduğundan annesiyle ormanın içindeki bir arazide yaşıyorlar. İnternetten, telefondan, pillerden, prizlerden, bizim hayatımızı oluşturan her şeyden uzak bir hayat.
Bir gün Ollie'nin doktoru Auburn Stache, Ollie'den bir mektup yazmasını, onu doktoru olduğu başka bir çocuğa götüreceğini söylüyor.

   Moritz ise - ki Ollie'nin mektup arkadaşı olur- gözleri olmadan doğmuş 15 yaşındaki bir başka genç. Gözleri yok dediysem, gözkapakları, kirpikleri de yok. Bütün bunların olması gereken yerde deri var. ancak Moritz kendinden görüyor olarak bahsediyor çünkü o kulaklarıyla görüyor. Ses dalgalarının nesnelere çarpışıyla her şeyin yerini, şeklini belirleyebiliyor. Yalnızca renkler onun için yabancı. Siyah hariç. Birde kalbinde pil var. Eh yani tabii küçük bir ayrıntı (!)

  Benimle Asla Tanışamayacaksın'ı ilk gördüğümde fantastik bir aşk hikayesi sandım. Sevgililerden birinin geçmişe döndüğünü ve işte bir hata sonucu falan tanışmalarını engellediğini düşündüm. Aslında bundan da ayrı bir kitap çıkarılabilir. Ne dersiniz? :)
Gerçekten okuduğunuz gibi kitabın benim düşündüklerimle uzaktan yakından bir alakası yok.
Kitabın sadece birbirlerine yazdığı mektuplarda ilerlediğini görünce biraz tedirgin oldum. Ben mektuplarla ilerleyen kitapları seviyorum, ama bazıları beni klostrofobik hissettiriyor. Yani tuhaf biraz. Kendimi kafese sıkıştırılmış gibi hissettiriyorum. Sanırım bu mektupların sadece tek karakterin yazması. Yani, sanki her an gerçekleri çarpıtabilirmiş gibi hissediyorum. Bilmem anlatabildim mi. (Sizde de oluyor mu bu?)
Ollie'nin bölümünde hiç böyle hissetmedim, Moritz'de ise rahatsız etmeyecek kadar az bir miktar.
Kitabı okurken sıkılmıyorsunuz ancak özellikle son 100 sayfada şaşırdım, içim burkuldu.
Özellikle Moritz'in anlattıklarında.


SPOİLER

Doğrusu kitabın sonunda Moritz'in Ollie'ye ilan-ı aşk etmesi çok rahatsız ettim. LGBT'den rahatsız olmam, ancak kitabın başındaki arkadaşlığın araya başka bir şey sokuşturulmadan sona ermesini isterdim.

SPOİLER SONU


Bu iki arkadaş birbirlerine mektup yazıyorlar ancak asla buluşma şansları yok. Çünkü Moritz'in kalp pilinin olması gibi ufacık (!) olan o ayrıntı buluşmalarına engel. Moritz, Ollie'ye yaklaşırsa muhtemelen Ollie nöbete girer.

Genel olarak kitabı çok sevdim. Karakterlerin özgünlüğü, konunun işlenişi, son 100 sayfadaki şaşırtıcı olaylar bunların hepsi oldukça iyiydi. Azıcık dram, bolca dostluk ve ilham okumak isterseniz tavsiye edebileceğim bir kitap. Şans verebilirsiniz.

2 yorum:

  1. Ben kapağını hatırladım bu kitabın, kitapçıda görmüştüm... :) Neyse, ben de beklerim, iyi günler... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reklamı çok yapıldığından çoğu yerde bulunuyor. Eh... Hakediyor da.

      Sil